"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Şair Zekâi A. Özal ve “Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” Kitabı

Süreyya Abanın [Tahsin’in], babası Dr. Ahmet Rıfat beyin değerlendirmem için bana bıraktığı arşivinin bir kısmını geçen gün incelerken evraklar arasında bir kitaba rastladım. Kitabın üzerinde şunlar yazılıydı: “Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” - Z. Özal. Lefkeli şairlerle bir az ilgilensem de bu isimde bir kitabı ve yazarı ilk defa duyuyordum. Merak ettim, sordum-soruşturdum. Rifat abiden [Müdüroğlu’ndan] kısa bir giriş bilgisi edindim. Devamında Z. Özal’ın hanımı Hüsniye hanıma ve çocuklarına ulaştım. Hüsniye hanımın oturduğu Aydınköy’e uğradım, Lefke’de oturan oğlu Özal’la/İsmail’le/ konuştum, Z. Özal’ın Lefke kabristanında bulunan kabrini ziyaret ettim…

Ortada zihni çalışmanın ürünü olan bir kitap ve yaşanmışlıklar vardı. Yazmamak olmazdı. Tarihe not düşmek adına yazayım dedim…

Tarihe not düşmek adına dedim ama çalışmamızın önemini vurgulama bağlamında bir ayrıntı daha vereyim. 2019 yılının son ayında Kıbrıs edebiyat tarihinde önemli bir olay yaşandı. Bu ayda değerli bilim adamları İsmail Bozkurt, Prof. Dr. Oğuz Karakartal ve Nihal Solak’ın editörlüklerinde 3 yıllık çalışmanın ürünü olan Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi (1571-2017) isimli 5 ciltlik bir külliyat yayınlandı.[1] Bu çalışma dev bir eser, dev bir projedir. Kıbrıs Türk edebiyat tarihinde yayınlanan kitapların, İsmail Bozkurt’un ifadesiyle %97-98’i bu külliyatta yer aldı, değerlendirildi. 87 bilim adamı bu kitaplar ve kitap sahipleri hakkında tetkikler yaptı. Kıbrıs Türk edebiyatında yayınlanan kitap ve kitap sahiplerinin sadece %2-3’üne ulaşılamadı. Bunun nedenlerini yine Bozkurt, kitaba yazdığı giriş yazısında geniş şekilde açıklıyor. Ona ayrıntılı olarak girmeyeceğim. Merak eden bence kütüphanesi için bu külliyatı edinmeli. Sadece merak edenler de değil, her bir Kıbrıs Türkü evinde, kütüphanesinde bu esere yer ayırmalı. Evet, uzattım, konuya geleyim. Bu eser Kıbrıs Türk edebiyat araştırmacıları için artık bir milat rolünü oynamaktadır. Kıbrıs Türk edebiyatından bir konuyu çalışırken öncelikli başvuracağınız eserdir bu külliyat… Süreyya Tahsin’in bana bıraktığı arşivde “Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” kitabını görünce hemen bahsettiğim külliyat aklıma geldi. Sayfa sayfa inceledim külliyatı, ama bu kitap ve yazarıyla ilgili makaleye, bilgiye rastlamadım. Anlaşılan Bozkurt hocamızın bahsettiği %2-3’lük kısma dâhilmiş rastladığımız bu şiir kitabı. Evet, bu anlamda da “Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” kitabı ve yazarı Z. Özal’la ilgili yazmam zorunlu oldu…   

  • *           *           *

Önce merak edelim, kimdir Zekâi Özal?

Zekâi Özal 21[2] Ocak 1939 tarihinde Solya [Flasu] köyünde doğdu. Babası Ahmet, annesi Ayşe’dir. Aile çok fakirdi. Baba çobanlık yapıyordu. Ailede 1 erkek ve 3 kız büyüdü: Zekâi A. Özal, Rasime [Hançerci], Nahide [Özırmak] ve Cemile [Coşkun]. Bugün kardeşlerin dördü de dünyasını değişmiştir.  

Köyde okul olmadığından Zekâi A. Özal Lefke’de evli bulunan ve çocuğu olmayan ablası Nahide’nin yanına yerleşti.  İlk, Orta ve Lise eğitimini Lefke’de gördü. Ailesinin yanına, Solya’ya ancak hafta sonları giderdi.  

Lise eğitimini tamamladıktan sonra 8 ay Lefkoşa kazasına bağlı Orunda köyünde ilkokul öğretmenliği yaptı. Fakat Kıbrıs dışında eğitimine devam etmeği çok istiyordu. Gazi Eğitim Fakültesini tercih etti. O zaman Gazi Eğitim iki yıldı. Buradaki eğitimine burslu olarak devam etti. Aynı zamanda eniştesi İsmail’in de maddi yardımını gördü.

Geri dönüşünde Orunda köyünden Hüsniye hanımla tanıştı ve Kasım 1963 yılında evlendiler.

Zekâi A. Özal, Süleymaniye köyünde iki yıl ilkokul öğretmenlik yaptı. Yeşilırmak’ta Ortaokul açıldıktan sonra aile Yeşilırmak’a yerleşti. Bu köyde 5 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra,[3] yollar da açılınca Lefke Gazi Lisesi’ne tayinini istedi. Buradaki öğretmenliği de 5 yıl sürdü.

Kıbrıs Türkleri milli mücadelelerini verdikleri dönemde Zekâi hoca da bu mücadele içinde bir mücahit olarak görev aldı.   

1974 olaylarından sonra 1993 yılına kadar Güzelyurt Şehit Turgut Ortaokulu’nda çalıştı. 1993 yılında buradan emekli oldu. 

Öğretmenliği dönemlerinde Türkçe ve Edebiyat, Sosyal Bilgiler, Din, Tarih, Coğrafya derslerine girdi. Okul dışında ayrıca çocuklara yardım amaçlı dersler verdi.

1 erkek (İsmail) ve 2 (Alev ve Aysın) kız babasıydı.  

1 Aralık 2013 tarihinde vefat etti. Lefke Kabristanı’na gömüldü.

Milliyetçi bir görüşe sahipti. Şiire çok meraklıydı. Kısa sürede şiir yazabiliyordu. Babasından etkilenen kızı Alev de babasının yolunu devam ettirmekte ve heveskâr şeklinde şiirler yazmaktadır.  

*           *           *

“Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” kitabı Zekâi A. Özal’ın yayınlanan tek kitabıdır. Kitabın basımıyla ilgili Hüsniye Hanım şunu aktarmaktadır:

“Zekâi, rahmetli Rauf Raik Denktaş’la aynı köylü ve akrabadırlar. Kitap Denktaş’ın yardımıyla yayınlandı. Aldı gitti Denktaş beye, ben bir kitap çıkarmak isterim dedi. O da hemen bastır oğlum, neyse ben yardım ederim dedi.

Kitabın baskı adedini hatırlamam ama epey bastırdıydı, iyi satışı olduydu. Bana ve evlatlarına birer tane yazdı. Tanıdıklara da hediye etti.

Çok sevilen bir öğretmendi ve sevenleri de kitabın baskısına yardım ettiler.[4]

Hüsniye Hanımın ifade ettiği gibi, kitabın basımına Denktaş beyle beraber özellikle Güzelyurt bölgesinde birçok arkadaşı yardım etti. Kitaptaki reklamlar bunu kanıtlamaktadır. Yardım edenler listesi aşağıdaki gibidir: OKAL-KOOP, Türkây Kitabevi, Yakup Sarıyer İnşaat Malzemeleri, Hasan ve Sabri Kardeşler, Papatya Tuhafiye, Yorulmaz Torno Atölyesi, Manolyan Konfeksiyon ve Tayanç Kardeşler.

Kitap Ulus Ofset Tesisleri’nde basıldı. Kapak resmini İ. Çizer hazırladı. Kitabın fiyatı ise 350 TL idi.

*           *           *

Zekâi A. Özal kitabı öğrencilerine ithaf etti. Kitabı öğrencilerine ithafıyla ilgili şöyle yazmaktadır:

“İlk kez yayınladığım bu şiir kitabımı; yıllarca emek harcadığım tüm öğrencilerime ithaf ederim.”[5]

Kitabın giriş kısmında Özal’ın okuyucularına hitaben bir de Önsözü bulunmaktadır:

“Sevgili dostlarım,

Bu küçük ‘Şiir Kitabı’nı hazırlarken, istedim ki; öğrencilerime ve dostlarıma bir anı olarak kalsın. Sosyal ve Milli içerikli dizelerimi kaleme alırken hep sosyal ve Milli yaşantımızı dile getirmeye çalıştım.

İlk kez çıkarttığım bu küçük şiir kitabımı hazırlarken, bana her türlü maddi ve manevi yardımını esirgemeyen tüm dostlarıma; en içten teşekkürlerimi bir borç addederim.

Hürmetlerimle

Zekâi A. Özal

(Öğretmen)

Şehit Turgut Ortaokulu”.[6]

Kitapta Zekâi A. Özal’ın değişik yıllarda ve farklı konularda yazdığı 30 şiiri yer almaktadır. Kendi ifadesiyle, “sosyal ve milli yaşantımız”la ilgili olan bu şiirleri aşağıdaki konu başlıkları altında toplamak mümkündür:

Eğitim Camiasına Hitaben Yazılan Şiirler:

Zekâi Özal yukarıda da ifade edildiği gibi yıllarını eğitim camiası içinde geçirmiştir. Bundan dolayı da şiirlerin önemli bir kısmının konusunu bu camia içindeki varlığı belirlemiştir. Buradaki şiirlerini Öğretmenlere, Öğrencilere ve Okula alt başlığı halinde de sınıflandırmak mümkündür:

Fedakâr Öğretmenim, Tüm Öğretmenlere, Çocuk ve Eğitim (Tüm Öğretmenlere) şiirleri öğretmenlere hitaben yazılmış şiirlerdir. Özal, öğretmenlere hitaben yazdığı bu şiirler için Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle “Milletleri kurtaran yalnız ve ancak muallimlerdir” vecizesini uygun görmektedir.

Özal’a göre öğretmenlik kutsal görevdir. Öğretmen elindeki hamurun harç diye mayasına insanlık katar, bilgi katar, fazilet katar. Öğretmen toplumun önderidir, eğitimin kutsal bekçisidir, insanlığı aydınlığa çıkarandır, yüce Türk Atatürk’ü yaşatandır. Bu görevini yerine getirirken de öğrenciye dayakla, öfkeyle ve hırsla değil insanca bir insaf, insanca ikazla davranmalıdır:

Kutsal bir görev için and içtiğin bu yurtta

Şekil ver, insanlık ver, elindeki hamura…

Bu harç ki, en kıymetli hazinedir avcunda

Şekillensin bilginle, dal budak salsın yurda. (Fedakâr Öğretmenim, s. 9)  

Zekâi Özal 19 yıla yakın Şehit Turgut Ortaokulu’nda öğretmen olarak çalıştı. Bu okul Şehit Turgut Ortaokul ismini 1982 yılında almıştır.Şehit Turgut Sıtkı bilindiği gibi Baf Kurtuluş Lisesi’nde ve Poli Hürriyet Ortaokulu’nda öğretmenlik yapmış ve Hürriyet Ortaokulu’nda görev yaparken, 1964 yılında Rumlar tarafından şehit edilmiştir. Zekâi Özal, Okulumuzun Marşı şiirinde bu ismin anlamını, yüceliğini bildiğini ve bunu yaşatmaları gerektiğini ifade etmektedir:

Adımız yoğrulmuş, şehit kanıyla…

Yolumuz doludur, şanla, irfanla…

Suladık bu yurdu, şehit kanıyla…

Adımızı aldık; Şehit Turgut’la. (Okulumuzun Marşı, s. 15)

Zekâi A. Özal’ın eğitim camiasına hitaben yazdığı son şiir öğrencilerine yazılmıştır. Bir mezuniyet töreni için yazıldığı anlaşılan şiirde Özal, öğrencilerine bu irfan, kültür yurdunu, ocağını, buradaki öğretmenlerin onlara kazandırdıklarını unutmamalarını ve daim yüceltmelerini nasihat etmektedir:

Unutma, insanlık, bilgi fazilet…

Öğrendin her zaman sen bu okulda…

Alnın açık yürü, bu yurt sathında…

Nam salsın kültürün her adımında… (Bir Anı Kalsın, s. 17)

İnsanlığa ve Dünyaya Sesleniş:

İnsanlığa ve dünyaya sesleniş şiirlerinde Özal hakkın, adaletin, iyiliğin, yardımlaşmanın, esası insanlığın arayışındadır. Kimsesiz Çocuklardan (Tüm İnsanlara), Tüm İnsanlığa (Değişen Ne?) ve Vicdan Denen Nesneler (Tüm İnsanlığa) şiirlerinde Özal, kimsesiz çocuklara, sokak çocuklarına yardım için insanlara, insanlığa seslemektedir. Bu insanlık arayışında Özal başarılı olmamakta ve itirafta bulunmaktadır:

Fakat hani nerede; ben onu arıyorum…

İnsanlıktan utanıp, için için ağladım. (Vicdan Denen Nesneler, s. 41)

Gel ve Al (Güvenlik Konseyine) şiirinde Özal dünyanın önemli örgütlerinden Güvenlik Konseyi’nin gösterdiği yaklaşım ve kararlarıyla Kıbrıs Türkü’ne adaletli davranmamasına, Yansıtın (Bu Rezil Dünyasına) şiirinde ise “dünyanın karanlıklara uzanan rezaletleri”ne isyan etmektedir. Tüm bu arayış ve isyanlar sonucunda Ölüm şiirinde insanlara ve insanlığa nasihatamiz ifadelerle seslenmektedir:

İnsanlar kalp kırmayın…

Bu yalancı dünyada…

Çünkü bırakacağınız şey; sevgi ve merhamettir.

Gideceğiniz o yola, ne para ne pul gider.

On arşınlık humayın, bu maksat için yeter. (Ölüm, s. 53)

Kahraman Mehmetçiğe ve Mücahide:

Özal’ın şiirleri arasında Kıbrıs Türk milli mücadelesi, Mehmetçik ve Mücahit konulu şiirler de önemli bir yer tutmaktadır. Can Damarısın (Kahraman Mehmetçiğe), Şehitlerimize[7], Zirvede (Kipriyanu’ya), Türk’ün Düşmanlarına, Yeşilırmak Verilmez şiirleri bu kabilden olan şiirlerdir.

Bu şiirlerdeki temel yaklaşım Kıbrıs Türkünün bağımsızlık mücadelesi, bu mücadelede Mehmetçiğin ve Mücahit’in beraber savaşması, düşmanların vatan toprağından temelli kovulması, bu mücadelenin siyasi anlamda taçlandırılması ve Türkiye’den Ada’ya yolun bağlanması şeklindedir:

Ey bu topraklar için can veren şehitlerim

Aliler, Hüseyinler, kahraman şehitlerim…

Artık çilemiz bitti, ölüm yok artık size…

Mehmetçik çelenk yaptı, süngüle kabrinize…

Artık palikarya yok, Mehmetçik var Ada’da…

Yol bağladı “Türkiyem” Torostan, Beşparmağa… (Şehitlerimize, s. 47)

Kıbrıs Türkü’nün 1960’larda bağımsızlık mücadelesi verdiği dönemde Özal Yeşilırmak Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenidir. Aynı zamanda da bu mücadele içinde bir mücahit olarak görev almaktadır. Bir mücahit olan Özal’ın Yeşilırmak’ı düşmana vermek istememesi ve bu konuyu şiire taşıması bu bağlamda daha anlam kazanmaktadır:

Dağlarında şehit kanı dururken…

Bayrağım bu yerde dalgalanırken…

Havasında, suyunda Türk kanı varken

Yeşilırmak verilmez Gavura… (Yeşilırmak Verilmez, s. 45)

Sosyal İçerikli Konular:

Özal’ın sosyal içerikli şiirlerini iki alt başlık halinde toplamak mümkündür. Bunlardan ilki sosyal yaşamı etkileyen zamlar, grevler, devlet kurumlarındaki vurdumduymazlık gibi konulardır. Özal’a göre Türklüğün özlediği en büyük mutluluk olan Mehmetçiğe kavuştuk, Hürriyete kavuştuk, Bağımsızlığımızı kazandık ama birbirimize kazık atmaktan vazgeçemedik. Kitaptaki Yeter (zam için), Sonuç Ne (ilgililere), Paçayı Sıvayın (ilgililere ithaf), Grev Nedeniyle (ilgililere), Şaşmayın (biz, bize) şiirleri bu konuları içermektedir:

Pirilli oynanıyor, zam gerekçesi…

Yaşam kavgası mı kepazelik mi?...

Kemerler sıkılır, günler geçtikçe…

Vatandaş kan ağlar zam[lar] bindikçe… (Yeter, s. 31)

Özal’ın sosyal içerikli şiirlerin ikinci kısmı oğluna nasihati ve vasiyetidir.

Özal, oğlu Özal’a seslenirken onun iyilik yapmasını, fani dünyanın malına aldanmamasını, dürüst olmasını, yetimleri, fakirleri sevmesini, namertlerden uzak durmasını ve her zaman Allah’a sığınmasını nasihat etmektedir. Oğlunun rahatsızlığından dolayı mesleğini ona devredememesine de üzülmektedir:

Mesleğimi, sana vermek isterdim

Kader ne yazık ki, fırsat vermedi…

Felek bize ne yazık ki gülmesi…

Babandaki fazileti unutma. (Unutma, s. 63)

Özal, Dünyadan Göçerken şiirinde ise her fani gibi bir gün vefat edeceğini ve kendisini musalla taşında bulacağını söylerken arkasınca dostların ve ailesinin, çocuklarının gözyaşı dökmesini istememektedir. Tabutunun okulundan geçirilmesini, tüm dostlarının tabutun arkasından yürümesini, Lefke’ye gömülmesini ve mezarına çiçekler bırakılmasını arzulamaktadır. Bir de mezar taşına yazılacak yazıyı sunmaktadır:

“Hayatını topluma adayan öğretmendi…

O da her fani gibi; bu dünyadan göçetti.”

Sözlerini unutmayın yazdırın mezarıma…

Ve okuyun arasına, ruhuma bir Fatiha… (Dünyadan Göçerken, s. 49)[8]

İthaflar:

Özal’ın ithaf şiirleri arasında Türk gençliğine, Kıbrıs Türk toplum lideri Dr. Fazıl Küçük’e ve vefat eden öğretmen arkadaşlarının ruhuna yazdığı ithaf şiirleri bulunmaktadır.

Özal, Türk gençliğine ithaf ettiği Unutma (Gençliğe İthaf) şiirinde gençliği Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun emaneti olan Cumhuriyete, Türklüğe, devamcıları olan Şehit Turgutlara sahip çıkıp onları yaşatmayı, unutmamayı ve unutturmamayı tavsiye etmektedir.

Anıttepe'ye (Dr. Küçük’ün Ruhuna İthaf) ve Lâyıksın (Temiz Ruhuna İthaf) şiirleri ise Kıbrıs Türk toplum lideri Dr. Fazıl Küçük’ün vefatı üzerine yazılmış ve ona saygının ifadesi olan şiirlerdir:

Anıttepem, şimşek çak, yıldırım çak yurduma

Çünkü bağrında yatır, bu Milletin Fazıl’ı.

O Fazıl ki, simgemizi, duyurmuştur bu yurda

Şimşek çak ki duyulsun, Dr. Küçük’ün şanı. (Anıttepe’ye, s. 27)

Özal’ın ithaf şiirleri arasında yer alan Şehit Turgutlar Sende şiiri öğretmen arkadaşı Özdemir Özkut’un, Ölmemeliydin şiiri ise genç yaşta vefat eden Seyid Seçkiner hocanın ruhlarına ithaf edilmişlerdir.

*           *           *

Zekâi A. Özal, “Vecizeler ve Özal’dan Dizeler” kitabını hatırlanması temennisiyle tamamlamaktadır:

Bir gün, her fani gibi…

Ben de fani olunca…

Beni hatırlayınız…

Bu küçük hatıramla. (s. 68)

Allah Zekâi A. Özal’ı rahmet eylesin, ruhu şad, mekânı cennet olsun…

 

 

 

[1] Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi (1571-2017). V Cilt, Ankara 2019. Editör: İsmail Bozkurt, Oğuz Karakartal, Nihal Solak. Kıbrıs Türk Edebiyatı Araştırma ve Tanıtma Projesi Yayını (Kıbrıs-Balkanlar Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu (KIBATEK), Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi (KISBÜ) ve T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği işbirliği ile yayımlanmıştır).

[2] Zekâi A. Özal’ın Lefke Kabristanı’nda olan kabir taşında 21 Ocak 1939 tarihi yazılmıştır. Fakat ailesi doğum tarihi olarak 29 Ocak 1939 tarihini bildirdi.

[3] Yıllar sonra Yeşilırmaklı Asım Altıok, facebook’taki Yeşilırmaklılar grubunda o günleri hatırlayarak şunları yazacaktır: Savaş Yılları (1965/66/67/68) [Yeşilırmak] Ortaokul’da Türkçe dersi öğretmeni sevgili Zekâi Hoca bayram etkinliklerinde nutuk ve şiir okumayı da çok severdi (tek kusuru hiç söndürmediği SİGARA tiryakiliği)”. Bkz.: Asım Altıok’un 24 Şubat 2020 tarihinde Yeşilırmaklılar grubunda yaptığı paylaşım. 

[4] Zekâi A. Özal’ın hanımı Hüsniye hanım ve evlatlarından Özal/İsmail ve kızı Aysın, damadı Türkeş’le 26 Ocak 2020 tarihinde Aydınköy’deki evlerinde yaptığım söyleşi.

[5] Zekâi Özal, Vecizeler ve Özal’dan Dizeler, [Lefkoşa] 1985, s. 1.

[6] A.g.e., s. 7.

[7] Kitapta bu isimde iki farklı şiir bulunmaktadır.

[8] Zekâi A. Özal’ın mezar taşı için yazdığı bu beyit maalesef kabir taşına yazılmamıştır.

 450 15-03-20

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×

Hoşgeldiniz

×

Avatar
Hatırla beni