"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

“Yeşil Kapılı Evin Çilesi”…

Müntiş Yenge duyarsa bu hemyâze sözleri

Arkası gelir diye hep yollara bakardı.[1]

Lefke’deki “yeşil kapılı evin çilesi”ni anlatacağım size. Ama da ne çile. …Ev sahibinin çocukları ve yakınlarından kimse hayatta yoktu. Bundan dolayı da eve sahip çıkan olmadı. Yıllarca atık durumda bakımsız kaldı. Sonra da bir gün… Evet, sonra da bir gün yeşil kapılı ev çöktü gitti… Affedersiniz, evin çöküşü galiba çocukları ve yakınlarının yokluğundan değil, mirasçıların çok olmasından ve mülkü paylaşamamalarından kaynaklandı…  Durun, yazının bu girişi olmadı, beğenmedim, “bandı geriye sarayım”. Çünkü ev çöküntüsünden bahsetmeyeceğim. Anlatacağım başka bir çile olacak. Bu arada beni de mahzur görün, Lefke’de ev söz konusu olunca aklımıza hep girişte yazdığım senaryo geliyor…

Lefke’de “yeşil kapılı evin çilesi”ni anlatacağım size. Yine affedersiniz, bir az samimi olayım, ben anlatmayacağım aslında. İstanbullu ‘Müntiş Yenge’miz anlatacak. Ben sadece “tercümanlık” yapacağım, yoksa “mihmandarlık” mı deseydim? Evet, galiba ilk izleri serpmeye başladık. O zaman izlerden yürüyelim…

 *                *                *

“Yeşil kapılı evin çilesi”ne geçmeden önce merak edilenleri cevaplayalım. Biliyorum, yukarıdaki ilk izlerden şimdi siz de merak etmişsinizdir:  İstanbullu ‘Müntiş Yenge’miz kimdir?; yenge dedik de yengemiz Lefke’de kimin hanımıdır?; “yeşil kapılı ev” de neyin nesidir? vb.

Evet, şimdi artık yola koyulabiliriz. Öncelikle ‘Müntiş Yenge’mizi merak edelim. Bence ilk olarak değerli büyüğümüz, Lefkeli ve Lefke aşığı merhum Harid Fedai hocamızdan dinlememiz lazım ‘Müntiş Yenge’mizi. Çünkü aileye yakın birisidir aynı zamanda Harid hocamız:

“Babamın teyze oğlu Dr. Saffet Taylan’ın hanımı Türkiyeli idi. Müntehâ Hanım’ın aile arasındaki adı ‘Müntiş Yenge’ idi. Karı koca Kıbrıs’ı çok sevdiklerinden her yıl bahar aylarında Lefke’ye gelirler ve uzun sayılabilecek bir süre kalırlardı. Müntiş Yenge esprili bir hanımdı. Kıbrıslı kadınların konuşmalarını taklit eder çevresindekileri alabildiğine güldürürdü. Yakınları da dâhil, ilginç bulduğu herkesin taklidini yapardı. Bunların arasında Dr. Saffet Bey de vardı. Ayrıca kendisi de şiir yazardı. Şiirlerinden bazılarını Dr. Servet Sami Dedeçay yayımlamıştır.

Bir yıl Dr. Saffet Bey rahatsızlanır. Burnunda buram buram Lefke tüter ama gidecek takati yok. Rahatsızlık biraz daha uzayınca henüz daha gücünü toplayamadan Lefke’ye gelmeye kalkışır ve uçakta vefat eder. Eşi ise onun yokluğuna daha fazla dayanamayacak ve beş altı yıl sonra o da bu dünyadan göçecekti. Daniş Efendi Sokağı’nda, 4 no’lu evlerinin duvarlarında hâlâ onların kahkahaları yankılanmakta.”[2]

Evet, Harid hocamız anlatımında konuyla ilgili çok sayıda izlerin ipuçlarını verdi bize. Ama o ipuçlarına geçmeden Münteha hanımın bir de kendisinden dinleyelim kısa hayat hikâyesini. Münteha hanım, bu kısa öz geçmişini 1997 yılında kardeşi Zübeyde Şilenger’in şiirlerini de dâhil ederek yayınladığı Gönülden Sesler kitabında paylaşıyor bizlerle:

 “Münteha Taylan 21.12.1914 yılında Elazığ’da doğdu. İlkokulu Balıkesir’de bitirdi. Onaltı yaşındayken bir tüccar ile evlendi. İki oğlu oldu. Birisi vefat etti. Büyük oğlu hala generaldir.

1950 yılında Kıbrıslı Dr. Saffet Taylan ile evlendi. Her yılın ilkbahar aylarını Kıbrıs’ta Lefke’de geçiriyorlardı.

Eşi Dr. Saffet Taylan 1982’de ömür bıraktı. Ondan sonra da Münteha Taylan Lefke ile ilişkisini kesmedi. Yakın zamana kadar, her yıl çok sevdiği Lefke’yi ve dostlarını görmek için Kıbrıs’a gitti ve yılın birkaç ayını oradaki, evinde geçirdi.

Halen İstanbul’da Kadıköy Bahariye’deki evinde oturmakta ve Lefke’yi özlemektedir.”[3]

Zannedersem şimdilik ‘Müntiş Yenge’mizi az da olsa tanıyabildik. Güler yüzlü, insanları güldüren,  esprili, iyi taklit yapan, şiirler yazan, Lefke’yi seven ve ondan uzak duyduğunda özlemini duyan birisidir ‘Müntiş Yenge’miz. Dr. Saffet beyin de hanımıdır. İleride geri dönüşler yapıp Münteha hanımla ilgili bir az daha ayrıntı vereceğim. Ama şimdi onun Lefke’de bulunmasına sebep olan Dr. Saffet beye geçmem lazım.

Dr. Saffet beyin isminin duyanınız vardır mutlaka. En azından yaşlı nesil tanıyor ve hatırlıyordur kendisini. Bu konuda eminimdir çünkü sordum soruşturdum yaşlı nesil hepsi hatırlıyor Dr. Saffet beyi. Ama kimlerdendir sorusuna cevabı her keste bulamazsınız. Bunun için Lefkelilerin soy kütüğü konusunda “uzman” olan Rifat abiye müracaat etmeniz lazım. Ben de öyle yaptım. Bir iki ipucu da aktararak Rifat abiye sordum Dr. Saffet beyi. Aşağıdaki cevabı aldım:

“Dr. Saffet Taylan, Hacı Ahmet’in 2. evliliği olan Ayşe Hanım’dan olan Hatice Hanım’ın tek erkek evladıdır. Meftune Hanım ve Rasime Hanım isimlerinde 2 kız kardeşi vardı. Talha, üvey kardeşi idi.

Hatice Hanım (1878-1939) Sabri Mulla Rüstem (1882-1912) ile evli idi. Sabri Efendi’nin vefatından sonra Hacı Sabit Efendi ile evlenir. Talha, bu 2. evlilikten dünyaya gelir.

Hatice Hanım’ın Sabri Bey’den olan 1902 doğumlu kızı, Meftune Hanım, babasının ölümünden 6 yıl sonra, 16 yaşına geldiğinde, üvey babasının ilk eşi Mehpare Hanım’dan olan evladı, Mehmet Seyit bey ile evlenir. Bir yıl sonra, bu evliliğin tek ürünü Sabri Akdeniz dünyaya gelir.

Dr. Saffet Taylan’ın diğer kız kardeşi Rasime Hanım ise Mulla Hasan Efendi ve Nazenin Hanım’ın oğlu Ahmet Kâzım Bey ile evli idi. Ahmet Ferit Efendi’nin eşi Vacide Hanım, Ahmet Kâzım bey’in kız kardeşi idi. Aile maldar ve varlıklı idi. Nitekim o yıllarda evladını tıbbiyeye gönderen ender ailelerden biri de Saffet Bey’in ailesi idi.

Dindar bir aile yapıları vardı. Ramazan dönemi bütün ay oruçlarının tutuyorlardı. Ancak ne Meftune Hanım’ın ne de Rasime Hanım’ın muska yazdığını duymadım. Harid Efendi ailenin kapı komşuları idi. Nitekim Harid Efendi’nin eşi Mihriban Hanım, Hatice Hanım’ın kardeşi idi. Buradan da anlaşılacağı üzere, Meftune Hanım ve Rasime Hanım, Salih Suphi Efendi’nin eşi Zekiye Hanım ile 1. yeğen idi. Eşinden ayrıldıktan sonra fal ve muska yaptığı bilinen Zekiye Hanım, bir dönem burada, baba evinde kalmıştı.

… Dr. Saffet beyin her gün önünden geçtiğimiz evin kapısı da yeşil veya kahverengi idi.”

…Evet, şimdi yazıyı buraya kadar okuyup ve “Elnur hoca galiba laf salatası yapıyor, bulduğu her şeyi doldurmuş buraya” düşüncesine kapılananız varsa “daha fazla zamanınızı boşa harcamayın”. Bense daha “yeşil kapılı evin çilesi”ni anlatacağım…

… Dr. Saffer beyden konu açılmışken arabalarından ve araba sevgisinden bahsetmemek “günahtan” sayılırmış. Konumuzla ilgisi yok ama yine de günaha girmemek adına, Dr. Saffet beyin arabaları ve araba sevgisinden bahsedeyim.

Anlatılana göre Dr. Saffet beyin iki arabası olmuş. İlk arabası 1960 model beyaz Austin Cambridge, ikinci arabası ise 1963 model Mersedes 190 imiş. Bu araba olayının esprisi, Dr. Saffet beyin arabalarına karşı çok hassas olmasıymış. Arabayı garajında muhafaza eder, Kıbrıs’a geldiğinde kullanırmış. Kullanmadan önce de mutlaka “tozunu alır”mış. Kocasının arabaya karşı hassasiyetini gören ‘Müntiş Yenge’ esprili olan Kumruname şiirini patlatmaz mı? Şiirden birkaç dörtlüyü okumaya ne dersiniz?: 

Hatırlatır kumruyu

Her örtülü araba

Nadir açılır üstü

Yürür sahibi yaya.

Diyor gündüz çıkarsam

Günden rengi solacak

Gece çıksa garajdan

Çığ yağıp ıslanacak.

Akşam üstü çıkarsam

Rüzgardan toz olacak

Belki de yağmur yağır

Çamura bulanacak.

İyisimi kumrumu

Hep garajda tutmalı

Arasıra seyedip

Sımsıkı kapatmalı.[4]

Evet, konuyu dağıtmaya başladık galiba. Yavaş yavaş “yeşil kapılı evin çilesi”ne doğru yürüyelim artık. Ama galiba bir ayrıntıyı kaçırttık. Onu da açalım ondan sonra yolumuz dümdüz olacak.

Dr. Saffet Bey doktor olduğuna göre Lefke’de bir de muayenehanesi olmalı. Sorup soruşturdum. Bir değil iki muayenehanesine rastladım. Birisi Tahir Efendi Sokak 12 numaralı yapıdır. Tam da yerini tarif edeyim: sırtınızı Lefke Belediyesi binasına dayadınız mı, 45 derece açıyla sola bakın, köşede duran yapıyı görürsünüz. Evet, Dr. Saffet Bey bir dönem burayı muayenehane olarak kullanmış. Bugün o bina kapalıdır ve kapının aralıklarından baktığınızda depo olarak kullanıldığını görebilirsiniz.

Dr. Saffet beyin muayenehane olarak kullandığı diğer bir yer ise Lefke’deki kendi evidir. Bu evin muayenehane dönemini kime sorsak acaba? Eskilerden kim kaldı ki, düşüncesiyle konuyu değerli büyüğümüz Nazım Beratlı’ya soralım dedik. Nasıl olsa onun da eski mahallesi sayılır oralar. Belki birkaç cümle fazladan bilgi de koparırız kendisinden diye düşündük:

“Daniş Efendi Sokak’ta, belediyeden çıkan sokağın, Hasan Fedai’nin evine döndüğü yerde, tam köşe başında Dr. Saffet Taylan meslek icra etmekte idi ki kendisi, Çocuk Hastalıkları uzmanı olup, kışları İstanbul’da, yazları ise Lefke’de çalışırdı. Yanlış anımsamıyorsam, İstanbul’daki muayenehanesi de tam Altıyol’da Fenerbahçe Kulübü ile ayni binada idi. Karısı Münteha Hanım, selis bir Osmanlı Türkçesi konuşurdu. Dr. Saffet Taylan, son nefesini Lefke’ye gelmek üzere bindiği uçakta, Yeşilköy havaalanında verdi.”[5]

Nazim hocamıza teşekkür ederek ev konusunda Harid hocamızın yukarıdaki anlatımına dönüp bir açıklama yapalım. Önemlidir çünkü. Harid hocamız yukarıda bu evi Daniş Efendi 4 numaralı diye tarif etti ama bugün o sokaktaki numaralar değişmiş. Evin numarası 5 olmuş: Daniş Efendi Sokak, numara 5. Kapının üzerinde ayrıca 1 diye bir numara da görünüyor. Evin daha eski numarası olmalı. Evin üzerinde önemli bir ayrıntı daha bulunmaktadır. Dr. Saffet beyin muayenehane tabelası evin üzerinde hâlâ duruyor. Ama onun muayenehane tabelası olduğunu fark etmeniz oldukça zor. Rifat abi uyarmasaydı ben de fark etmezdim. Fark edilmemesinin nedeni tabelanın üzerinin boyanmış olmasıdır. Şimdilik sadece tabeladaki bazı harfler fark edilmektedir. 

*                *                *

Evet, artık “yeşil kapılı evin çilesi”ne geldik sayılır. “Yeşil kapılı evin çilesi” Münteha hanımın bir şiirinin ismidir. 10.05.1969 tarihinde, yine bir ilkbahar döneminde Lefke’de bulunduğu sırada yazmıştır. Bu şiir Münteha hanımın tespit edebildiğimiz tek şiirler kitabı olan Gönülden Sesler kitabında yer almamaktadır. Şiir, Dr. Servet Sami Dedeçay’ın hazırladığı Kıbrıs’ta Türk Uygarlığı Araştırmaları dergisinin Haziran-Temmuz 1979 tarihli 2. sayısında yayınlanmıştır. Burada onu da hatırlatmakta fayda vardır ki, Münteha hanımın bahsedilen kitabına girmemiş ve hiçbir yerde yayınlanmamış bazı şiirleri bugün Kıbrıs’ta ve özellikle de Lefke’de kendi el yazısıyla yazılmış şekilde evlerde, ellerde bulunmaktadır. Umarım bunları ileride Münteha hanımın şiirleri ile ilgili hazırlayacağımız bir yazıda değerlendiririz.

  “Yeşil kapılı evin çilesi”ne dönecek olursak, şiir yukarıda geniş geniş bahsettiğim paydaşların Dr. Saffet beyin muayenehanesinde bir araya geldikleri bir günü konu etmektedir. Dedeçay’ın ifadesiyle:

“Bu şiir Lefke’de portakal bahçeleri de bulunan bir doktorun, eşi, pek dindar ablası ve genç yeğeni ile muayenehanesinde bir günlük hasta kabulü faaliyetlerini basit ve fakat sempatik bir biçimde dile getirir.”[6]

… Benlik bu kadar. Bana yol gözüktü. Vedalaşma zamanım. Vedalaşırken sizi neşe dolu, hayat dolu, kahkaha dolu, Lefke sevdalısı şair Münteha Taylan’ın, aile arasındaki adıyla ‘Müntiş Yenge’mizin “Yeşil kapılı evin çilesi” şiiriyle baş başa bırakayım. Hayırlı okumalar. 

Gelirler ara sıra

Hastalar sıra sıra

Çifte çifte hekimler

Hemen çarpar nazara.

Hastalar bu dergâhta

Hemen tedavi olur

Çeşitli usullerle

Gelen şifayâp olur.

İlaç fayda etmezse

Gelir okur ablası

Çok üzgün olanlara

Yetişir Müntehası.

Doktor ilâç içirir

Abla yıldız düşürür

Neş’e hanım ortada

Gelen giden geçirir.

Hekim reçete yazar

Ablası muska düzer

Elinde enjektörle

Müntüş ortada gezer.

Doktor muayene eder

Hastalar gelir gider

Abla teşbih elinde

Boyuna okur üfler.

Her zaman kapı çalar

Gelenler şifa arar

Muska takmak var iken

Hekimlik neye yarar.

Ergat gelir iş ister

Tüccar portakal ister

İğne için gelenler

Neş’e hanımı ister.

Yeşil kapılı evin

Çilesi gece biter

Paçasını kurtaran

Allah’ına şükreder.

Herkes çağırır Neş’e Neş’e

Neş’e yarar her işe

Hiç kimseler dayanmaz

Vallahi bu gidişe.

NOT: Çalışma süresince bana sözlü ve yazılı destek olan Rifat Müdüroğlu’na, Feridun Kemal Feridun’a, Oğuz Kemal Feridun’a, Hakkı Çağlar’a, Münteha hanımın şiirler kitabını benim için temin eden Ankara’daki sahaf arkadaşım Musa Çağlar’a teşekkürlerimi borç biliyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar…


[1] Harid Fedai, “Lefke Sayıklamaları”, Türk Bankası Kültür Sanat dergisi, Haziran 1996, sayı 18, s. 39.

[2] Amber Eker Avcıl, Silik Sayfalar, A. Harid Fedai’nin Anıları, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Yayını, Lefkoşa 2009, s. 144-145.

[3] Zübeyde Şilenger, Münteha Taylan, Gönülden Sesler, İstanbul 1997, s. 81.

[4] Zübeyde Şilenger, Münteha Taylan, a.g.e., s. 128.

[5] Nazım Beratlı, Lefke Sevgilim - Anılar, Işık Kitabevi Yayınları, Lefkoşa 2002, s. 120.

[6] Kıbrıs’ta Türk Uygarlığı Araştırmaları, Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi Araştırma Merkezi, Haziran-Temmuz 1979, sayı 2, s. 7.

 483 22-01-20

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×

Hoşgeldiniz

×

Avatar
Hatırla beni