"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Daniş Efendi ve Konağı

Kem ellerce yıkıldı Dâniş Ağa Konağı

Girişi amma serin, suları hoş akardı.[1]

Konağı, değerli Harid Fedai hocamızın “Lefke Sayıklamaları” isimli Lefke’nin sosyo-ekonomik-kültürel manzumesine konu olduğuna göre tarihte iz bırakmış önemli bir şahıs olmalı Dâniş Ağa. Öyle midir, değil midir, yazının sonunda kararı siz vereceksiniz. Ben bildiklerimi, topladıklarımı, ulaşabildiklerimi anlatacağım sadece. Hepsini mi? Değil tabi ki. Hepsini yazmaya kalkışsam kitap olur. Anlatılanlar çoktur ve belki de şimdilik ulaşamadıklarımız anlatılanlardan daha da çoktur. O ayrı bir çalışma. O çalışmayı ben mi yapacağım, başka bir Lefke sevdalısı mı? Onu zaman gösterecek…

Harid Fedai hocamızın “Lefke Sayıklamaları”ndaki anlatımına dayanarak biz de Dâniş Ağa yazdık. Ama doğrusu, Harid hocamızın dışında Dâniş Ağa yazan yok galiba. Sözlü veya yazılı kaynaklarda hep Dâniş Efendi ismine rastlıyoruz. Harid hocamız başka bir çalışmasında da, her kesin Sabri Dayı olarak çağırdığı ismi Sabri Ağa olarak yazmıştı. Galiba hocamız “efendi”ci, “dayı”cı değil “ağa”cıdır. Allah rahmet etsin kendisini. Onu daha çok okumamız, incelememiz, öğrenmemiz ve anlatmamız lazım…

Doğrusu, Harid Fedai hocamızın “Lefke Sayıklamaları”nı okumadan önce de Dâniş Efendi ismini çok duyardım Lefke’de. Hatta Lefke’yi dolaşırken sokak ismi olarak da karşıma çıkardı Dâniş Efendi ismi. Aşağıda konaktan bahsedeceğiz ama konaktan önce kendisini bir merak edelim. Kimdir Dâniş Efendi? Kendisiyle ilgili neler biliyoruz?

Bu sorunun cevabını vermek için sözlü kaynak olarak daha çok değerli Rifat abimin bilgilerini kullanacağım. Yazılı kaynakları da zaten göstereceğim.

… Dâniş Efendi bin Hasan Fedai Efendi ile ilgili bilgilerimiz dolgun değildir ve var olan bu bilgiler de çoğunlukla sözlü aktarımlara dayanmaktadır. Ve çoğu zaman bu sözlü bilgiler tek aktarım kaynağında birleşmekte ve araştırmacıya kritik yapma şansı da bırakmamaktadır. Dâniş Fedai Efendi veya Lefke tarihinde izler bırakmış şahıslarla ilgili dolgun bilgiler edinemememizin nedeni Lefke’de yaşayanlarla ilgili şimdiye kadar her hangi bir biyografik çalışmanın yapılmamış olması, var olan kaynakların değerinin bilinmemesinden çöplere bırakılması, yine var olan mekânsal kaynakların tahrif edilmesi ve bazı özel arşivlerin de kullanıma açık olmamasıdır.

Sözlü aktarımlara göre Dâniş Efendi, Baddal Hasan Fedai Efendi ile Fatma Hanım’ın beş evladından biridir. Kardeşleri Harid Efendi, Hasin Efendi, Şerife Hanım ve Abdullah’dır. Kardeşlerden Abdullah genç yaşta denizde boğulmuştur. Diğer kardeşlerinin ise evlatları bu gün Lefke ve Lefke dışında geniş bir ağacın dallarına benzeyecek şekilde bir bütünlük oluşturuyorlar. “Kıbrıs’ın hafızası” değerli ilim adamı, Lefke sevdalısı rahmetli Harid Fedai hocamız, Dâniş Efendi’nin kardeşi Harid Efendi’nin torunudur…

Daniş Efendi’nin doğum tarihini şimdilik bilmiyoruz. 19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı tahmin edilmektedir. Vefat etme tarihi konusunda Lefkeli olan Mehmet Reşat Emin Ağa’nın oğlu Emin Yalçın’ın bıraktığı bir notta 5 Nisan 1923 tarihi geçmektedir. Vefatının gerekçesi de bir dava sırasında mahkeme salonunda kalp krizi geçirttiği şeklinde aktarılmaktadır.

Battalların Lefke’de mal ve mülk bakımından zengin ailelerden olduğu bilinmektedir. Zengin aileden gelen Dâniş Efendi’nin aşağıda kısaca bahsedeceğim vakıflarından da görüleceği üzere Lefke’de ve Lefkoşa’da mülkleri bulunmaktadır.

Dâniş Efendi ile ilgili sözlü aktarımlar arasında onun aynı zamanda tüccar olduğu ve Mısır’a portakal ihraç ettiği bilgisi de bulunmaktadır.

Dâniş Efendi Hasan Fedai Efendi 30 Mart 1900 tarihinde kurulan Lefke Belediyesi’nin ilk azalarındandır. Şöyle ki bahsi geçen tarihte kurulan Lefke Belediyesi’nin başkanı Ahmet Hacı Rasih Efendi, Müslüman âzâ Dâniş Efendi Hasan Fedai Efendi, gayrı Müslüm âzâ ise Kostandi Hacı Yuaninu (bilinen ismiyle İsaaya) olmuştur. Dâniş Efendi’nin buradaki âzâlığı 1910-1912 yılları hariç 1923 yılına, yani ömrünün sonuna kadar devam etmiştir.[2] 

Özin Reyhan’ın 1911-1916, 1915-1927 yılları arası Kıbrıs Şer’iyye Sicilleri üzerine yaptığı çalışmada Dâniş Efendi’nin Lefke muhtarı olduğu kaydına da rastlanmaktadır.[3] Maalesef bu görevi hangi yıllar arasında sürdürdüğünü bahsi geçen veya diğer kaynaklarda takip etmek mümkün olmamaktadır. Ayrıca bahsi geçen tezdeki evraklarda/terekelerde Dâniş Efendi’nin ismine sık sık alacaklılar listesinde de rastlanmaktadır.

Dâniş Efendi Hasan Fedai Efendi vefat ettiğinde Pirî Paşa Camii Vakfı’na ait Pirî Paşa Kabristanı’na gömülmüştür. Gömüldüğü yer konusunda bir itilaf bulunmamaktadır. Hatta kabristanın ortalarında bulunan kabri beslemesi Kâşif bin Hacı Yaver, bilinen adıyla Arap Kâşif tarafından yıllar sonra demir tellerle çevrildiği de söyleniyor. Ne yazık ki 1960’lı yıllarda yerinde Kıbrıs Maden Şirketi’nin (isminin İngilizcesinin baş harflerinin kısaltması olan CMC adıyla tanınan) “ödeme yeri”[4] yapılacak gerekçeleriyle[5] bu kabristanın kabir taşlarının birçoğu tahrif edilmiş ve ayrıca kabristandaki mezar taşları toplatılmıştır. Bu gün Pirî Paşa Camii’nin avlusunda bulunan kabir taşları dışında kabristan yerinin kuzey kısmında bir kabir taşı vardır ki, onun da üzerinde yazı bulunmamaktadır. Ve bu kabir taşının Lefkeli Mevhibe Hanım’ın ailesine ait olduğu söylenmektedir. Kabristanın camiye yakın tarafında iki kabir yeri daha tespit edilebilmektedir. Fakat üzerlerinde herhangi bir yazı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Dâniş Efendi’nin kabir taşına ve üzerinde bulunduğunu tahmin ettiğimiz kabir taşı yazısına ulaşma şansımız yoktur…

Daniş Efendi iki defa evlendi. İlk evliliğini Akile hanımın [eşi İzzet Efendi Hacıpaşa Efendi (bilinen ismiyle Küçük İzzet)] kızı Hiybeti Hanım’la yaptı. Hiybeti Hanım’ın çok genç yaşta vefatından sonra Dâniş Efendi bu sefer Akile Hanım’ın kız kardeşi Ayşe Hanım’la [(n/d Cici Ayşe Hanım) (Ayşe Hanım ibnet-i Hacı Salih Efendi)] evlendi, yani ilk hanımının teyzesiyle. Dâniş Efendi’nin her iki evlilikten de evladı olmadı.   

İkinci hanımı Ayşe hanımın kız kardeşi Akile Hanım’ın (eşi Küçük İzzet) çocukları Salih Suphi ve Ahmet Paşa’yı büyüden Dâniş Efendi’dir.

Lefke’nin zengin ailelerinden olan Daniş Efendinin mallarının bir kısmı ikinci eşi Ayşe Hanım’ın kardeşi çocuklarına geçti, bir kısmı da vakfedildi.[6]

 *                *                *

Haklısınız, hâlâ Dâniş Efendi’nin konağı konusuna giremedik. E, ne apalım, konağı konak yapan sahibidir. Sahibini tanımadıktan sonra ne apayim konağını…

… Dâniş Efendi’nin bir de yazılı kaynaklarda geçen Lefke’de ve Lefkoşa’da kurduğu vakıfları vardır. Lefke vakıfları konusunda yapılan bir çalışmada Dâniş Efendi’nin Lefke’de 4 vakfına rastlanmaktadır. Bunların kayıtları aşağıdaki gibidir:[7]

3

İ.D.V.D.[8]

142/67

1 Rebî’ü’l-evvel 1325, 158/77 

1 Rebî’ü’l-âhir 1326,

161/78

28 Rebî’ü’l-âhir 1326

Lefkeli Dâniş Efendi bin Hasan Fedai Efendi Vakfı

Bir adet kahvehâne ile bir adet dükkân ve su kuyusu, Kololanbi Mahallesi’nde hâne ve bahçe (8 Dönüm).

 

V.D.[9] 5/20

T.V.D.[10] 6/21

17 Şevvâl 1328

Lefkeli Dâniş Efendi bin Hasan Fedai Efendi Vakfı

Orta Mahalle’de 1 hane.

 

İ.Ş.S.[11] 5/98

T.V.D. 3/89

28 Rebî’ü’l-âhir 1333

Lefkeli Dâniş Efendi bin Hasan Fedai Efendi Vakfı

1.5 dönüm bahçe (ağaçlarıyla beraber).

 

İ.Ş.S. 5/99

T.V.D. 3/92

28 Rebî’ü’l-âhir 1333

Lefkeli Dâniş Efendi bin Hasan Fedai Efendi Vakfı

İki katlı 1 hâne (avlusuyla)

12 dönüm bahçe, 1 hâne (müştemilatıyla), 12 dönüm bahçenin 1/22 sulama hakkı, 1/28 gün ve gece su hakkı, 24 saatte 3 dolap su hakkı, 1/28 gün kuyuların havuzundan akarsuyu kullanma hakkı.

Dâniş Efendi’nin Lefke’de bulunan bu vakıfları dışında bir de Lefkoşa’da/Ayasofya’da bir vakfı kaynaklara kayıtlıdır. Bu kayıt aşağıdaki gibidir:

 

İ.Ş.S. 5/466

V.D. 5/156 

T.V.D. 6/128

T.V.D. 3/178

21 Rebî’ü’l-âhir 1339

Lefkeli Ahmed Dâniş Efendi ibn-i Hasan Fedai Vakfı

Lefkoşa Ayasofya mahallesinde 1 hâne arsasıyla birlikte.

Şimdi tek tek bu vakfiyeler konusuna girmeyeceğim. Onlar ayrı bir akademi çalışmanın konusudur. Bir taraftan onu çalışıyorum, bitirince haberdar edileceksiniz. Şimdilik konumuz Dâniş Efendi ve konağıdır. Ha bu arada, haberi olmayanlara da hatırlatayım, Lefke çarşıda bulunan ünlü Ağaçlı Kahve de Dâniş Efendi’nin vakfıdır. Yanında bir dükkân ve su kuyusuyla beraber. Artık isyankâr sesinizi de duyar gibiyim. Buyurun, konağa geçelim.

*                *                *

Bahse konu konağını Dâniş Efendi Hicrî 28 Rebî’ü’l-âhir 1333 tarihinde yani yeni tarihe göre 15 Mart 1915 tarihinde diğer emlâklarının da bir kısmıyla vakıf etti. Yani konağımız bir vakıftı. Vakfın vakfiyesinde konağın koçanı, yeri, komşuları ve genel durumu şöyle târif edilmektedir:

“… dört bin iki yüz on altı numara ve bin dokuz yüz dört senesi milâdîsi şehr-i Mart’ının otuz birinci günü târîhiyle muverraha koçan mûcibince tarafları Şerife Hanım Fedai Efendi ve yol ve dere ve Fuat Efendi Mulla İbrahim ve Mehpare hanım ve Nazire ve bağçe ve sokak ile mahdûd ve vakf-ı mezkûre değin müstekillen mülküm olan üç fevkânî (üst taraf) ve üç tahtânî (alt kat) oda ma’a havlî…”

Bu alıntıdan konağın koçana kaydının 31 Mart 1904 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Ama konağın ne zaman yapıldığı konusunda kesin bilgimiz yok.  Çok sorup soruşturdum, “binanın üzerinde herhangi bir yazıya, tarihe rastlayan oldu mu” diye. Binanın kapısının üstünde yazının olduğunu hatırlayan oldu ama ne yazıldığı maalesef hatırlanmamaktadır. Bundan dolayı da binanın yapılış tarihini ve yapan ustanın ismini şimdilik bilmiyoruz.

Yapılan alıntıdan konağın yerini de tespit edebiliyoruz. Orta Mahalle’de olan konağın komşuluğunda Şerife Hanım Fedai Efendi yani kız kardeşinin, Fuat Efendi Mulla İbrahim ve Mehpare hanım ve Nazire hanımın evleri var. Ayrıca binanın etrafından yol geçer, bağçeler var. Ayrıca konağın üst ve alt katında üçer oda da bulunmaktadır.

Ha, şimdi siz bu tarifime uyup ve yazıyı bırakıp Lefke’de Dâniş Efendi konağı arayışına çıkmayın. Bulamazsınız. Çok kötü haberim var size: konak yerinde yok, çünkü yıktırılmış. Aaaaaa, şaşırdık mı? Bence çok da değil. Belki de hiç şaşırmadık. Neden mi? Çünkü gözümüzün önünde çok tarihi konak bugün bile bakımsızlıktan yıkılıp gidiyor. Bir müdahalemiz yok da, ondan… Sanki bu duruma alıştık artık… Belki yukarıdaki “yıktırılmış” ifadem bir az size itici ve ilginç gelebilir, o kadar. Onu da yazının sonunda açıklarız…

Evet, konak arayışına çıkmayın. Bırakın konağı kendisini ben daha tam bir resmini bile bulamadım. Yıllardır, Lefke’de var olmuş Dâniş Efendi konağının resmini ararım, daha gördüm diyen çıkmadı. Belki de bir gün bulunur ama şimdilik elimizde yok. 

Konağın genel bir resmini bulamayınca o zaman konağın farklı resimlere yansıyan karelerini aramaya başladım. 1950-1960’larda o mahallede yaşayan ve şimdi 70-80 yaşına gelmiş insanların çocukluk resimlerinde konak kareleri yakalamaya çalıştım.   Hatta facebook’da şöyle bir duyuru da yaptım:

“Zor bir ödev ama umutsuz değilim. Lefke’de bir mekânın resmini arıyorum: Orta mahallede Dâniş Ağa/Dâniş Efendi konağının resmini. İçinden, dışından, arka fontta, her türlüsü olabilir... BULAMIYORUM!!!”

Bu duyurumdan kısa süre sonra konakla ve resminin bulunma ihtimali üzerine güzel yorumlar aldım. Çocukluğu Orta Mahalle’de geçen Perihan Reşat Yazıcı yurt dışından şunu yazdı:

“1958 yıllarında küçük çocuk iken Mehvibe teyzenin evinin devamında vakıf diye söylenen bir konak vardı ve tehlikeli diye çocuklar uyarılırdı. Doğru anımsıyorsam Zekiye teyze diye yaşlı bir hanım, orada bir odada yaşar ve fal bakardı (bakla, kahve, kurşun dökerdi). Daniş Konağı bu olabilir mi? Benim çocukluk resimlerime bakıp vakıf resminin olup olmadığını tarayabilirim. Benim fal merakım Zekiye teyzeden gelir, onu ziyaret eder arkadaşlık yapardım, nurlar içinde yatsın.”

Perihan abla sağ olsun, sonraki günlerde yurt dışından İzmir’deki evine döndü, albümünü taradı ve bana bir resim gönderdi. Yanda sunduğum resimde Dâniş Efendi Konağı’nın sadece çatısını görebiliyoruz.

Şimdilik konağın çatı resmini bulmuştum ama konakla ilgili mahalleli “çocukların” (çocuk dediğime kanmayın, bugün dede ve nine olan dünün çocuklarını kastediyorum) anıları iyice depreşmişti ve bu da çok işime geliyordu.

Melbourn’dan eski mahalleli Ali Hasan Ali duramıyordu:

“Bu konuk harap ve yıkılmaya yüz tutmuş bir haldeyken 1960’larda konakta ikamet eden Şeytan Ahmet ve eşi Emine teyze ve çocukları Hasan Soydaş, Doğu ve İlmiye’nin son kişiler olduğunu düşünüyorum. Onlar da konakta kısa süre kalmışlardı. Sonraları konağı boş olarak anımsıyorum. Mahallenin çocuklarından Osman Kaltunç, o konağın sağlam kalmış hamam kısmında karagöz perdesi kurar, mahalledeki çocuklara karagöz oynatırdı. Belki Perihan onu da hatırlıyordur.”

Perihan abla da Ali’yi destekliyordu:

“Evet, Ali hatırlıyorum. Zekiye teyzeden sonra bir de Şukufe teyze diye bir hanım çocukları ve eşiyle kalmıştı orada. Eşi ile kavga edince babamı çağırmışlardı.”

Lefkoşa’da oturan eski mahalleli Pembe abla (Hüseyin) de çocukluk günlerine dönüyordu:

 “O evde ilk oturanlardan biri de rahmetli Bacanağın Şevket Dayı ve Sadiye abla idi. İlk çocukları Erdinç o evde doğdu. O eve sık sık annemle giderdik. Evin altından kocaman bir ark geçerdi. Belki de Sadiye ablada resim olabilir. Yanılmıyorsam en son o evde Suçu Nuri dayı ve Şükriye aba oturdu. Şansal diye bir kızları vardı”…

Evet, mahalleli “çocukların” anıları bitmeden böyle uzayıp gidiyordu. Ama çok da değerli bilgilerdi bunlar. Oysa ben şimdilik sadece resim peşindeydim…

Aradan bir süre geçti. Bir gün de Rifat abinin sürpriziyle karşılaştık. Rifat abim 1963 yılına ait uydu görüntülerinden Dâniş Efendi konağının çatı resmini bulmuştu.  Sunduğum uydu görüntülü resimde sağda alttan yukarıya doğru üçüncü ev Dâniş Efendi Konağı’nın çatısıydı…

  •  

Konağın bazı resim parçalarını bulduktan sonra şimdi konağın iç ve dış yapısıyla ilgili daha fazla bilgiye yönelebilirdim.

Önce 1930 doğumlu olan Fedai Ferid’den dinledim konağı:

“Dâniş Efendi’nin bir konağı vardı. Fevkalade ve Kıbrıs’ın en eski konaklarından birisiydi ve yıktılar onu. O kadar güzel şeyleri vardı. Merdiven ayakları mermerdendi. Ve altından da su arkı geçerdi. Yan taraflarında kiraz ağaçları vardı. Lefke’de kiraz ağacı meyve vermez, çiçek açar, çiçeğini döker, meyvesini görmezsiniz. Yeşil ve çok güzel bir ağaçtı. Ve altından geçen ark durur hala. Kubbeli hamamı vardı. İki odası vardı: soğukluk ve sıcaklık. Fevkalade idi. Ve bugünkü spor kulübünü yapmak için sancaktarlık tarafından yıktırıldı. Buna Lefkelilerin müsaade etmemesi lazımdı. 

Dâniş Efendi Konağı sadece Lefke’nin değil Kıbrıs’ın en güzel konaklarından biriydi."

Daha sonra aileden biri olan Ahmet Ferid’i ziyaret ettim. Sağ olsunlar beni kırmadılar:

“Çocukken konağın orda oynardık. Vehit yiyenin ninesi varislerden biri olan Zekiye nine[12] orada kalırdı. 

Kapının girişinde sarı taşın üstünde bir işleme, bir tarih vardı zannedersem. Taşları alınsın diye o konak yıktırıldı.

Dereye kadar giden 10-12 dönüm bahçe vardı. Canın ne istese vardı o bahçede. Erikler, elmalar, zerdaliler, hurmalar. Lefke’de yetişen her meyve orada vardı.

Kapıyı girerken hemen bir taş köprü vardı yuvarlak. Altından su geçerdi. Arklar da o zaman betonlanmış değildi, toprak arktı. Ark bir taraftan evin altından geçerdi sonra da ev bitince açıktan akardı. Arkı geçerdin, basamak basamak zemine iner ve sündürmeden içeri girerdin. Evin altında beyaz mermerden taşlar vardı. Sağ tarafta duvara montalı altında dirsek mirskek olmayan basamaklarla çıkardın üst kata. Basamak demir tutamaklı, merdivenler güzel işlemeliydi.

Basamaklarda dinlenme sinisi yoktu. İlk kata çıkılırdı. İlk kat 3 kemerin üstündeydi. Hanay deriz. Bir de basamaklara başlarken orada kemer vardı. Birinci kattan birkaç basamakla ikinci kata çıkılırdı.

Birinci ve ikinci katlarda üçer oda vardı. Taşını kulüpte kullandılar dendi.

            Tamir olunurdu. Eski tarihi eserlere önem verilmezdi eskiden.

Ayşe Akdeniz’in annesi Meftuna Hanım söylerdi: “Be oğlum” derdi, “canım ciğerim eridi” derdi, “o hamamı yıkarken. Şiro geri geri çekilip bir vururdu, benim evim sallanırdı” derdi. “Hamam yıkılmazdı” derdi. “O kadar sağlamdı”.   

Konağı bir de aynı mahallede büyüyen, konağı gören “halk tarihçisi” Hakkı dayıya (Çağlar) sorayım dedim. Bir gün Ali’nin kahvenin orada çay yudumlarken Hakkı dayıya konağı sordum ve telefonumu da kayda açtım:

“1964 yılında göçmen evleri yapılırken malzemesi alınsın diye yıktırıldı. Taşları göçmen evleri ve şimdiki spor kulübü binası için kullanıldı. Üzerinde bir yazılar olduğunu hatırlıyorum ama ne yazıldığını hatırlamıyorum. Osmanlı yazısı idi üstünde. Bugün Konak Eczanesi sahibi Salih Suphi Soner’in annesi Hiybeti hanımın Lefke’deki evinin kapısına benzer bir kapısı vardı.[13] Üzerinde demir vardı ve yazı da üzerinde yazılıydı. Sağlam bir kapıydı, son döneme kadar kaldıydı.

Safranbolu’yu gittim gördüm. Bu konak da onarılsaydı Safranbolu’daki konak gibi muazzam bir evdi. Tavanlı evdi, o zamanlar Lefke’de tavanlı ev yoktu. Çatısı da düz kiremitti.

Altında odunla yanan hamam vardı. Yan tarafta hizmetkârların kaldığı yardımcı odacıklar vardı. Altta da çakıllı bir havlu vardı. Demir destekli merdiveni vardı, muazzam. Alt kat sündürme idi. 3 tane büyük odası vardı yola karşı. 4-5 basamak çıktıktan sonra yukarıda tekrar 3 oda vardı. Odalardan biri Mevhibe Hanım tarafa, birisi dereye, birisi de yola bakardı. Yukarıda da uzun bir sündürme vardı. Güneş doğduğunda sabah evin içine sündürmeye vururdu. Sündürmede oturduğunda dereyi görüyordun.

Yıkılmayacak bir konaktı. Ev taştandı, bazı odaların kesmeleri kerpiçti. Hamam tamamen taştı.

Evkafın olduğu için fakir fukara kalırdı orada. Hasin Efendi’nin torunu, Teksen Koroğlu’nun teyzesi Necmiye hanım otururdu orada. Çocukları da vardı, benden büyüklerdi onlar. Kocası da öğretmendi. Dâniş Efendi Necmiye hanımın amcası olurdu. 

Şeytan Ahmet diye birisi vardı, taksicilik yapardı. 3-4 tane çocuğu vardı, o oturdu. Kira olarak veriyorlarsa da ufak bir para veriyorlardı. Bir ara güneyden gelen birkaç aile kaldı orada. Onlar çıktı bir ara Vehit’in ninesi Zekiye nine de kaldı. Birkaç sene oturdu.

Konağın yıkımını anlamak için o dönem şartlarına bakmak lazım. 63-64 falandı, göçmenler geldi. Güzel taşları vardı binanın. Beyaz taştandı. Sarı taşlar kapı kısmında vardı galiba.

Ölüm kalım verilirdi. Göçmen gelmiş. Bir evde üç aile kalırdı.

Kimin aklına geldiyse taşları tahtaları güzeldir diye. Çünkü malzeme bulmak da zordu. Lefke’ye malzeme getirilmesi de. Bırakmazdı Rum. İçeride tuğlalarımızı kendimiz yaptık. Ateş tuğlası derdik…”

*                *                *

 

Evet, konakla ilgili bunlar dışında da çok dinleti yaptım. Yukarıda aktardığım anlatıların birçoğunun tekrarı olduğu için artık onları aktarmıyorum, arşivimde duracak şimdilik. Çünkü kafamdaki sorularımı gidermiş sayılıyorum artık. Bu düşünceyle de yazıyı bitirmeyi planlıyordum. Ama bir sürpriz de Pamir abiden (Nekibzade) geldi. Elinde konağın içinden bir resim vardı: yukarıda ismi sık sık geçen ninesi Zekiye ninenin konağın içinde üst katta kaldığı odanın kapısı önünde çekilmiş bir resim. Sürprizin böylesine can kurban. O resmi de böylece Pamir abinin izniyle sizlerle paylaşmış olayım.

Zannedersem bunca dinleti ve anlatımdan sonra yazının sonuna bir özet eklemem de gerekmiyor. Harid Fedai hocamızın Dâniş Efendi konağıyla ilgili beytiyle başladım, yine Harid hocamızın bu beyti açıklayan notuyla sonlandırayım yazıyı:

“Baddal Hasan Fedai Efendi’nin üç oğlundan biri idi Daniş Ağa. Evli olduğu halde bu dünyadan çocuksuz göçmüştür. Mallarının bir kısmı kardeşi çocuklarına geçmiş, bir bölümü de vakfedilmişti. Vakfedilenler arasında kendi oturduğu, günümüzde kendi adıyla anılan, Hacı Mevhibe Hanım’a (merhume) ait hanayın hemen sonrasında bir de konak vardı. Bina, 1963 Kanlı Noel sonrası günlerine kadar sürüp gelmişti. İçinde zaman zaman kiracılar da oturuyordu. Önündeki bahçe ise Lefke deresine kadar uzanır. Toplumlar arası olaylar yüzünden Lefkoşa ile irtibat kesilince bu bina da bakımsız kalır ve zamanın Sancak idaresi tarafından yıkılmasına karar verilir. Sokak kapısı açıldığında bu eve, önünden geçen su arkının köprüsünden girilirdi. Suyun şarıltısı da duyulacak şeydi doğrusu. Aceleye gelen bir kararla yıkılması çok yazık olmuştur!”[14]

NOT 1: Çalışmayı yaptığım sürede Dâniş Efendi sülalesine yakınlığı ile bilinen, aileden birisi olan rahmetlik Harid Fedai hocamızın arşivini maalesef daha araştırmacılara açılmadığından kullanamadım. Orada da bu konuyla ilgili değerli bilgileri içeren belgelerin olduğunu tahmin ediyorum. Çalışmamın başında da söyledim ya, bir gün o arşiv de kullanıldığında daha çok bilmediklerimiz gün ışığına çıkacaktır.

NOT 2: Çalışma süresince bana sözlü ve yazılı destek olan Rifat Müdüroğlu’na, Vehit Nekibzade’ye, Pamir Nekibzade’ye, Hakkı Çağlar’a, Fedai Ferid’e ve mahallenin “çocuklarına” teşekkürlerimi borç biliyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar…

 

 


[1] Harid Fedai, “Lefke Sayıklamaları”, Türk Bankası Kültür Sanat dergisi, Haziran 1996, sayı 18, s. 39.

[2] Bu konuda Cyprus Blue Book’un 1899-1923 yılları arasında yayınlanan sayılarına bakınız.

[3] Özin Reyhan, 1911-1916, 1915-1927 Yılları Rası Şer’iyye Sicilleri (Dava no. 565-905), Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Arşivcilik ve Osmanlı Paleografyası Eğitimi Anabilim Dalı Yüksek Lisansı, Lefkoşa 2004, s. 159.

[4] Kıbrıs Maden Şirketi işçilerine her 15 günden bir maaş öderdi. Ve maaş ödenen güne “ödeme günü” denirdi. Maaş ödendiği gün Lefke’de/Karadağ’da şimdi Kafizes Havuzu’nun bulunduğu yerden Baflı Kahvesi’nin bulunduğu yere kadar olan yol üzerinde Pazar yeri açılırdı. Pazar açıldığı zaman yollar kapandığından olacak ki Pirî Paşa Kabristanlığı’nın kabir taşları kaldırılarak “ödeme yeri” oraya taşınmak istenmiştir.

[5] Bir anlatıma göre bahsi geçen mekâna belediye park yapacaktı. Başka bir anlatıma göre ise 1963-64 olayları döneminde Lefke dışarıdan, özellikle de adanın güney kısmından göç almaya başlayınca orasına göçmen evlerinin yapılması düşünüldü.

[6] Amber Eker Avcıl, Silik Sayfalar, A. Harid Fedai’nin Anıları, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Yayını, Lefkoşa 2009, S. 150.

[7] Dâniş Efendi vakıfları ile ilgili dökümler, şimdilik Lefke Vakıfları ile ilgili tek çalışma olan Mehmet Topal hocamızın bildirisinden alınmıştır. Bkz.: Mehmet Topal, “Lefke’de Osmanlı Vakıfları”, Tarihte Kıbrıs II (İlkçağlardan 1960’a Kadar), editör: Osman Köse, İstanbul 2017, s. 708-709. Ayrıca bu makalenin bazı eklemeler yapıldıktan sonra son şekline bkz.; Mehmet Topal, “Lefke’de Osmanlı Vakıfları”, Lefke Tarihi ve Kültürü Üzerine Çalışmalar, editör Elnur Ağayev, Lefkoşa 2018, s. 131-132.

[8] İngiliz Dönemi Vakfiye Defteri (İ.D.V.D.)

[9] Vakfiye Defterleri (V.D.)

[10] Transkripsiyonlu Vakfiye Defterleri (T.V.D.)

[11] İngiliz Dönemi Şeriyye Sicili (İ.Ş.S.)

[12] 1887 doğumlu olan Zekiye Hanım Lefkeli Salih Suphi Efendi’nin ilk eşi idi. Babası Harid Efendi, annesi Mihriban Hanım’dı. Çalışmaya konu olan Dâniş Efendi amcası idi. Lefke’nin girişinde bulunan eski kabristanlıktaki kabir taşında vefat tarihi 1962 yazılsa da yukarıda bahsedilen Emin Yalçın’ın not defterinde Zekiye Hanım’ın vefatı tarihi 03.02.1963 olarak yazılmıştır. 03.02.1963 tarihi torunu Vehit Nekibzade tarafından da teyit edilmektedir. (Rifat Müdüroğlu’nun notu)

[13] Hakkı dayının bahsettiği Hiybeti hanıma ait olan konak da Dâniş Efendi’den kalma bir vakıftır.

[14] Avcıl, a.g.e., s. 150-151.

 713 30-12-19

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×

Hoşgeldiniz

×

Avatar
Hatırla beni