"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Taşpınar'da [Angolem] Osmanlıca Yazılı Bir Mezar Taşı

Uzun süredir yazmakta olduğum Lefke Belediye Tarihi (1900-1908) kitabı için ilk Lefke Belediye başkanı Hacı Ahmet Râsih Efendi’yle ilgili bilgi arayışındayım. Belediye başkanlığından önce belli bir dönem Lefke Müdürlüğü görevinde de bulunmuş olan Hacı Ahmet Râsih Efendi ile ilgili maalesef yeterli ve dolgun bilgimiz bulunmamaktadır.  Doğum ve vefatı tarihlerinden tutun da bu iki tarih arasındaki eğitim, toplumsal ve siyasi faaliyetler hakkında çok sınırlı bilgiye sahibiz. Rifat Müdüroğlu’nun yaptığı sözlü kaynak araştırmaları sonucu sadece Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin kendi ailesi, yani çocukları ve torunlarıyla ilgili malumatımız bulunmaktadır. Bu kısa makalenin yazılmasına sebep Hacı Ahmet Râsih Efendi olduğundan onu burada kısaca andık, yoksa amacımız ailesiyle ilgili bu çalışmada geniş bilgi aktarmak değildir…

… Evet, sanal ortamda bir gün Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin ve kabrinin olduğu bir resme rastladım. Resmi gördüğüm andaki duygularımı tarif etmem mümkün değil. Sonunda Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin kabrini ziyaret edecek ve kabir taşından bilmediğim yeni bilgilere ulaşacaktım.

Bu kabir yeri ve kabir taşı neredeydi acaba? Lefke’de bugün var olan kabristanlıklarda böyle bir kabir taşını hatırlamıyordum. Bundan dolayı da Lefkoşa’daki kabristanlıkları sık sık ziyaret eden Mete Özsezer hocama elimdeki kabir taşı resmini göndererek buranın neresi olabileceğini sordum. Mete hocam, resimdeki kabre benzeyen kabirlere Kaymaklı Kabristanlığı’nda rastladığını söyledi. Bu bilgiyi Rifat abiye teyit ettirmek için resmi bir de ona gönderdim. Rifat abim Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin kabrinin Lefke’de olma ihtimalini (hatta tarihi Piri Paşa Kabristanlığı’nda) söyledi ama Kaymaklı Kabristanlığı’na bakmamı da önerdi. Önerme nedeni de şuydu: Bir zamanlar Lefkeli Salih Suphi Efendi vefat ettiğinde Lefkoşa’daki şimdiki Atatürk Kültür Merkezi/Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği yerinde bulunan eski tarihi kabristanlığa gömülmüş. Daha sonra o kabristanlık kaldırılırken Salih Suphi Efendi’nin kabri de Kaymaklı Kabristanlığı’na taşınmış. Daha sonra orada yol genişletme çalışmaları sırasında Salih Suphi Efendi’nin kabri yolun altında kalmış…

… Evet, bize Lefkoşa yolu göründü. Kaymaklı Kabristanlığı’nı buldum. Her tarafını, Azerbaycanlıların deyimiyle “elek-velek eledim”. Yani taradım fakat resimdekine benzer kabre rastlamadım. Bu arada kabristanlıklarımızın acı durumu bir daha etkiledi beni. Neden sahip çıkamıyoruz kabristanlıklarımıza, anlamıyorum…

… Akşam “günlük raporumu” Rifat abiye aktarırken Rifat abim bana iyi bir haber veriyordu:

“Bugün Ağaçlı Kahve’de otururken senin bana gönderdiğim mezarlık resmini Özgü de gördü.[1] Ve resimdeki kabristanlığın Angolem’de [Taşpınar] olduğunu söyledi. Oraya bakmamızda fayda vardır”.

Rifat abinin aktarımına göre işimiz daha da kolaylaşıyordu. Taşpınar hemen yakınlığımızdaydı nasılsa…

… Bir Cumartesi günü hanımla Güzelyurt Açık Pazarı’ndan eve dönerken yol üstü Taşpınar’a geçelim, bu kabir taşını bir okuyalım dedim. Kabristanlığa geldik. Resimdeki kabir taşını bulduk, kabristanlığın girişinin hemen sağında.  Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin kabrini ve kabir taşını sonunda bulmuştum. Kabir taşındaki yazı iyi de korunmuştu. Hemen okumaya başladım. 8 satırlık yazının 2 ve 3. satırları sözlük gerektiğinden orasını hızlı geçtim. İsim kısmına geldim.  Ama o da ne?.. Kabir taşında Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin ismi yazmıyordu. Başka bir isim vardı: “Hâcı Mehmed oğlu Hâcı Munla [Molla] Ali”

Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin kabri diye geldiğim yerde başka bir isme rastlamıştım. Sevineyim mi, üzüleyim mi? Hem 2. ve 3. satırların tamamını anında okuyamam ve hem de o anda telefonumun şarjının bitmesinden dolayı kabir taşının resmini çekememem sinirlenmeme sebep olunca kabristanlıktan ayrıldım. Ama başka bir gün gelip bu kabir taşının tamamını okumak üzere…

… 22 Aralık 2019 tarihinde güneşli bir kış gününde yeniden Taşpınar kabristanlığına geldim. Bu sefer zamanım da geniş, telefonumun şarjı da dolu. Bahsi geçen kabir taşını okumaya gelmişken öncelikle kabristanlıktaki tüm kabir taşlarını kontrol altına alayım dedim. Buradaki tüm kabir taşlarının resimlerini çektim.

Taşpınar Kabristanlığı’nda gördüğüm “manzara-i umumiye” şöyleydi:

“Kabristanlıkta yazılı olan en eski kabir taşı bahse konu olan Osmanlıca yazılı kabir taşıdır. Ondan bir az sonra geniş bahsedeceğim. Öncelikle dikkatimi çeken bazı hususlar var, onlardan bahsetmem lazım. Burada çok sayıda kabir bildiğimiz şekilde ve günümüzde uygulanan dikdörtgen beton kalıp içinde değil. Kabrin etrafına Azerbaycanlıların “çay daşı” dedikleri dere yatağından toplanan türden taşlar sıralanmıştır. Kabrin baş ve ayakucunda daha büyük taş konmuştur. Ama onların üzerinde de her hangi bir yazı yoktur. Bu kabir taşlarının yazılı olan kabir taşlarından daha eski olduğunu tahmin ediyorum ama üzerlerinde tarih yok, isim yok. Bu kabirlerde yatanları yakınları ve ziyaret edenleri dışında her halde kimse tanımıyordur.

Kabirlerin bir kısmı beton içine alınmıştır fakat üzerlerinde var olması gereken yazılı kabir taşları yerinde yoktur. Hatta bazı yazılı kabir taşları kabirlerden uzak yerlerdedir ve hangi kabrin “baş taşı” olduğunu bulmak zor.

Son dönem kabir taşları beyaz mermerden yapılıdır. Bazı kabir taşları üzerinde vefat edenin resmine rastlanmaktadır. Resimsizler de çoktur. Bazılarında ise resimler tahrif olmuştur.

 Kabristanlığın içinde bir de Taşpınar Şehitliği bulunmaktadır. Burada Kıbrıs Türk Milli Mücadelesinde şehit düşmüş 9 şehidin mezarı bulunmaktadır…”

 … Evet, Osmanlıca yazılı kabir taşına dönecek olursak… Yukarıda da ifade edildiği gibi kabristanlıkta yazılı olan en eski kabir taşı Osmanlıca yazılı olan bu kabir taşıdır. Bu taş dışında burada Osmanlıca başka bir kabir taşı bulunmamaktadır.

Kabir taşında yazılan 8 satırlık yazının tamamı aşağıdaki gibidir:

  1. Hüve’l-bâkî - [Baki olan o (Allah)’dur],
  2. Angolem karyesi ağniyâ [Angolem (Taşpınar) köyü zengin]
  3. ve hamiyyet-mendanından [ve hamiyetlilerinden]
  4. Hâcı Mehmed oğlu Hâcı
  5. Munla [Molla] Ali ağanın ruhiçün
  6. Fatiha
  7. Târîh-i tevellüdü: 1840 [Doğum tarihi]
  8. Târîh-i vefatı: 1930 [Vefat tarihi]

Kabrin ayak kısmına günümüz rakamlarıyla 5.7.1934 tarihi not düşülmüş. Bu tarihin ne olduğunu şimdilik çözmüş değilim…

… Rifat abime kabir taşına Osmanlıca yazılan 8 satırın yeni alfabeye aktarımını gönderince bana bir fotoğrafla beraber şu bilgiyi gönderdi:

“Bu izahattan sonra sonuç: Mezar Hacı Ahmet Râsih Efendi’ye ait değil, mezar eski Angolem muhtarı Mehmet Raif Ali Hacımulla’nın babasına ait. Fotoğrafta 5. 6. 1962 tarihinde vefat eden eski Angolem muhtarıdır. Konu mezar 1840’da doğup 1930’da vefat eden Ali Molla’ya ait…”

  … Bu arada Harid Fedai’nin 1 Şubat 1914 tarihli Seyf gazetesinden aktardığı bir haberde Hacı Ahmet Râsih Efendi’nin ismi de geçen şöyle bir not bulunmaktadır:

“Lefke’de toplanılarak merhûm Hacı Râsıh Efendi-zâde Mehmed Bey Vasıtasıyle Donanma-yı Osmânî Mu’âvenet-i Milliyye Cem’iyyeti Merkezi’ne takdim olunan mebâliğin listesidir:”…[2]

Buradan anlaşılan Hacı Râsih Efendi 1 Şubat 1914 tarihinden önce vefat etmiştir. Araştırmaya devam…

 

 


[1] Lefke Avrupa Üniversitesi Fen-Edebiyat Tarih Bölümü’nde bir dönem öğrencim olan Özgü Kaya Lefke Belediye başkanı Aziz Kaya’nın oğludur ve Lefke’deki tarihi Ağaçlı Kahve’yi işletmektedir.

 627 23-12-19

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×

Hoşgeldiniz

×

Avatar
Hatırla beni