"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

“Beni Hayvan Düşmanı, Beni”

Böyle de başlık mı olur? Galiba Türkçeyi tamamen katlettim. Yoksa o ifade “seni hayvan düşmanı, seni” miydi, ben onu üzerimden mi okuyorum, Ya Hu?

Apartmanımızın garaj bölümünde ve çevresinde yemek kalıntılarını, kemikleri görünce dayanamamış ve 26 Ekim 2019 tarihinde facebook sayfamda aşağıdaki paylaşımı yapmışım:

“Hayvanları evde beslemek, sokaktaki hayvanlara yemek vermek ne kadar ‘çağdaşlık’sa, apartmanda gürültü yapmalarını engellememek, yemeklerden geriye kalanları ve kemikleri toplamamak ve bununla da çevreyi kirletmek de o kadar ‘çağdışılık’tır...”

Ben çevremden bahsettim ama gelen yorumlardan anladım ki sorun “ulusal” değil, “evrenseldir”. Yani apartman çevremle sınırlı değil genel bir sorunmuş bu. Lefkoşa’dan Lefkeli Mehmet Sabit abim yazdı:

“Haklısın hocam, günaydınlar. Güzel hafta sonları. ‘Çocuk istedi aldık’ der sonra çocuğun hevesi geçince sokağa salı verirler, sokaklar köpek dolu. Benim ev ile komşunun evini bir tel ayırır. Birkaç yıl önce sabah istemeden hafif bir ses yaptım, uyanıp bana saldırdı. Aynı komşum üç dört senedir köpek aldı, gün 24 saat havlar, pis koku cabası. Şikâyet ettik olmadı. Bence köpek alınırken belediyeye sorulur, çevre incelenir, şikâyet yoksa izin verilmeli, şikâyet halinde köpek uzaklaştırılmalıdır.”

Mehmet abiye nasıl da hak vermeyeyim. Abim, köpek düşmanı değil ki, çevreyi kirletenlerin, gürültü yapanların düşmanı.

Çok değerli Nazim Beratlı hocam konunun nedenlerine indi. Bunun batılı özentili temellerini anlattı:

“İşin acı ve hoş tarafı, böyle ‘biçimsel’ taklitlerle, Evroppalı, Batılı, medeni vs. olunacağını sanmaktır. Adamlar Afrika’dan kaplanı tüketti, Hindistan’da kalsalardı o da bitiyordu. Şimdi ‘kedi sever’ oldular, bilinçaltındaki kompleksi tatmin ediyorlar. Hangimizin dedesinin şöminesinin üstünde fil kafası çakılı, önünde de ayı postu serili idi? Duvarları geyik kafası ile dekore edilmiş kaç kişimizin ‘av odası’ var? Balina kalmadı denizlerde bunlar yağından kandil yakacaklar diye tükettiler... Hemingway gibi lezzetli av hikâyeleri yazan kaç tane Türkçe yazan yazar tanıyorsunuz? Dünya yüzünden hayvan nesillerini kuruttular, şimdi onun kompleksi ile artık kalmayan hayvanları insandan üstün tutmaya başladılar! Anladık da biz neyin kompleksini güdüyoruz? Bütün tarihimiz savaşlarla doludur, kaç tane fetih hikâyesinde çölde çocukların suyunu kesmek öyküsü okudunuz bu güne kadar? Bir tek Kerbela vardır o da bir mezhep doğurdu, 600 senedir kavgası sürer. Bunlar daha on sene önce Basra’nın teslim olması için çocukların suyunu kesmiş bir kültürün temsilcileridirler ve Londra’da sokak kedilerine su koymayı uygarlık diye pazarlıyorlar! Çünkü Londra’nın kedileri Basra’nın çocuklarından daha kıymetli! ‘Yaratılmış her şeyi severim, yaratandan ötürü’ der, Yunus Emre... Hayvanı sevelim, işkence etmeyelim, bakalım, besleyelim, amenna! Ama yok da insanın zararına...”

“Hayvan sevme modası çıkardılar, neden? E çıkarmasalar artık çekirgeleri vurmaya başlayacaklardı! Bırakmadılar ki! Olan kadar kalsın hiç değilse... Bize ne oluyor? Sade suya tirit her duyduğumuzu kaptığımızdan, abartıyoruz...”

          Eeee, katılmadığımız yerler var mıdır? Abartmayın, Nazim hocamız Batı düşmanlığı yapmıyor. O da sevgiye düşman olanların düşmanıdır.

Lefkeli Tahsin Kubilay, “Belki de batı toplumunun yalnızlığı onları hayvan sever yaptı” yazınca, Nazim hocam noktayı koydu:

“Yahu sevsinler Tahsin Kubilay... Sevmesinler diyen yok...  İnsan sevmezler, bari hayvan sevsinler de b….. çıkarmasınlar... 🙂 Rusya dışında dünyada yaşayan 600 kaplan kaldı. Benim tanıdığım Bengal ya da Java'ya kaplan avlamaya giden hiç Türk yok... Onun hesabını da mı ben verecem? 🙂 Nesine özeneyim böyle sahtekâr bir kültürün?”

Şimdi durup dururken bunları neden hatırladım, neden yazdım? Gayet basit nedeni: facebook iki sene önce yaptığım paylaşımı hatırlattı da ondan 🙂 Tabi ki bu işin esprisi. Yazmamın nedeni, hayvan besleyen, hayvan sever dostlarımın, arkadaşlarımın, sevdiklerimin “seni hayvan düşmanı, seni” imalarını yapmaları. Yani benim tabirimce “beni hayvan düşmanı, beni” şeklinde bu bakışları algılamam.

Vallahi, billahi, tillahi (tam da şu ünlü mafya babası gibi konuştum) sizin hayvanları beslemeniz, hayvan sevginizle işim yok. Tam tersi yaşadığımız Müslüman ve Türk kültürü bunu fazlasıyla önemsediği gibi ben de önemsiyorum. Değer veriyorum. Ama…

Lütfen, hayvan seveceğiz, hayvan besleyeceğiz diye çevreye bıraktığınız kirlilik, gürültü ile benim özgürlük alanıma müdahale etmeyin, onu kısıtlamayın, boğmayın. Çünkü nefes almadığı sürece insanın yaşama ve üretme şansı yok…

 

 436 26-10-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni