"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

İşe Gidiyorum

İşe giderken...

… Evden kahvaltı yapmadan çıktım. Son dönemlerde erken uyansam da nedense kahvaltı yapma isteği pek olmuyor bende. Sadece bir bardak kahveyle geçiştiriyorum. Oysa eskiden kahvaltı yapmadan evden dışarı adım atmazdım.

Otobüse bindiğimde saat sekize geliyordu. Otobüs her zamanki gibi tıka basa doluydu. Bu durum hiç işime gelmiyor. Çünkü oturamıyorsun yani kitap okuma şansını kaçırıyorsun. Ayakta kitap okuyayım desen o da mümkün olmuyor.  Yapacak fazla bir şey kalmıyor insana. Bu süre sadece gözlem yapma ve düşünme şansın oluyor. Yolculuk dediğin de kısa değil, Sincan’dan Sıhhiye’ye kadar tam bir saat sürüyor yolculuk…

Gençlik parkının yanındaki durağa geldiğimizde otobüs bozuldu. Benim ise inmeme daha bir durak vardı. Ya inip yürüyeceksin, ya da yeni bir otobüse bineceksin. Başka şansın yok…

Otobüsten indiğimde saat 8.48’i gösteriyordu. Sıhhiye’ye kadar yürüme kararına geldim. Yürüyüşe başladım. Yürürken hemen sağımda dikkatimi çeken Gençlik Parkı oldu. Sabah olduğundan kimseler yoktu. Çok sessiz gözüküyordu. Zira kış günü, sular akmıyor, yeşillik ve hareketlik yok. Her zaman hareketli gördüğüm Gençlik Parkı’nın bu hali bir az tuhaf gözüktü.

Daha ileride yolun solunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın binası var. Eski bir binadır. Her zaman karşısından geçerken dikkatimi çeken pankart yine de asılıydı: “Cumhuriyetin 80 yılı” pankartı. Bu yıl Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 82 yılı kutlanacak, birçok kuruluşun karşısında asıldığı gibi bu Bakanlığının karşısında da daha iki yıl öncekinin pankartı duruyor.

Bakanlığının tam karşısında da Opera ve Bale binası var. Oynanacak yeni oyunların ilanları asılmıştır. Aralarında Arşın Mal Alanının eski ilanı dikkatimi çekti. Bu ilanı ilk defa Üniversitemizin Beytepe yerleşkesinde görmüştüm…

Her gün otobüs Sıhhiye’ye yaklaşırken TRT Ankara Radyosunun karşısındaki saat ve termometre dikkatimi çekerdi. Bu sabah yürürken de aynı durum tekrarlandı. Saat 8.58’i, termometre ise 3 derece sıcaklığı gösteriyordu. Yürürken saata uzun süre baktım. Bana inat saatteki rakam değişmiyordu. Uzun süre aynı şekilde kaldı. Yani 8.58’i gösterdi. Nihayet ki, görüş mesafem azalıp biterken saat 8.59 oldu…

Sıhhiye yine her zamanki gibi kalabalıktı. Sıhhiye köprüsünün altından geçerek dizgici Ali abinin bürosuna gittim. Çünkü bu gün Toynbe’nin bir kitabını fotokopi çekmesi için bırakmam gerekiyordu. Ali abi yok ama iyi ki Bekir amca erkenden gelmiş. Kitabı bırakıp hemen çıktım. Zira işe de geç kalıyordum. Saat 9.05’i gösteriyordu…

09 / 03 / 2005

 372 09-11-17

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×

Hoşgeldiniz

×

Avatar
Hatırla beni