"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Direk Otel’in Kahvesinde İki Resim…

(Direk Oteli ile ilgili hazırlamakta olduğum yazıdan bir parça)

… Farklı dönemlerde otelin kahvesini tasvir eden anlatılardan sonra bir de bugünkü durumu aktarmak istiyorum. Onun da söyleyeyim ki, ara sıra uğradım bu mekânı tasvir etmek için geçenlerde bir daha kahveyi ziyaret ettim. Kahveyi şimdi Cemal Seyitler çalıştırıyor. İçeri girdiğinde hemen karşında bir demir dolap ve yanında da bir buzdolabı var. Ortada iki sıra halinde 5 masa bulunmaktadır. Masanın etrafında da hasırlı sandalyeler. Masada kâğıt oyunları eksik olmaz. Müdavimleri de bellidir. Bir komidini üstünde de tavla bulunmakta.   

Direk otelin kahvesine son uğradığımda masadaki oyundan çok duvardaki iki resim dikkatimi çekti. İncelemeye koyuldum. İçeri girdiğinde hemen karşı duvara çizilmiş resimde bir doğa manzarası bulunmakta. Resimde, ortadan dere akmakta. Derenin sağında ve solunda yeşillik ve ağaçlar var. Yine derenin solunda doğanın koynunda bir ev tasvir edilmiştir. Resmin arka planında da ağaçlar, tepeler ve karlı dağ görünmektedir. Sanki kışın sonunu ve ilkbaharı tasvir eden bir çizimdir. Çizimin altına 31.05.98 tarihi ve Şuayip ismi yazılmıştır. Resmin üstünde araba kaportacısı bir gencin resmi var.

İçeri girdiğinde sağ taraftaki duvara da doğadan bir kesit çizilmiştir. Yakın planda yeşillik ve ağaçlar bulunmakta. Orta planda deniz manzarası ve denizde bir gemi tasvir edilmiştir. Arka planda ise tepe, boğaz ve boğazın sol tarafında tepe üstünde kale bulunmaktadır. Resmin altındaki tarih okunamaz durumdadır ama burada da Şuayip ismi yazılmıştır.

Oteli, kahveyi bırakıp Şuayip’i merak etmez miyim şimdi? Çizimin üstünde araba tamircisi meğer Şuayip imiş. Birisini kurtarırken denizde boğulmuş. Kahvedeki müdavimlerden şimdilik bunları öğreniyorum. Merakım bu kaderiyle diner mi? Dinmez tabi ki. Siz de merak edersiniz her halde Şuayip’i.

Lefke’de hikâye hikâyeye bağlı. O zaman otel hikâyemiz dursun da buradan bir Şuayip hikâyesi çıkaralım. İlk kaynağım Rifat abi (Müdüroğlu) oldu. Konuyu açıp Direk Oteli kahvesindeki resimleri kendisine gönderince Rifat abim şunları yazdı:

“Suayıp 1974’den sonra Türkiye’den Lefke’ye gelip yerleşen biri idi. Tek başına... Ailesi yoktu. Kendi halinde, kimseye zararı olmayan gariban birisi idi. Ama sanat ruhlu ressam birisiydi. Bir gün denizde boğulduğunu duyduk.

Evet, Direk otelde kahvehanede yaptığı resimler var.

Bir de benzinin duvarında vardı. Yoksa o silindi mi? Farkında değilim.”[1]

Mehmet abiye (Direk) de sordum Şuayip’i:

“Hocam, Şuayip Türkiye’den geldiydi. Kimsesi yoktu burada. Bir ayağı sakattı. İçkiye bağımlıydı. Gittiği yerde bir içki âlemi varsa orada eseri kalırdı mutlaka. Basit bir fırça alıyor, iki üç tane de boya getiriyor. Boyaların rengine göre hemen uydurur o resmi. Elinde de bir model olmazdı. O anki kafasına göre yapardı.”[2]

Yukarıdaki anlatımları sonraki günlerde başkalarından da dinleyecektim. Ama benim merak ettiklerim daha vardı: Şuayip’in Lefke’de başka yaptığı çizimler var mıydı? Rifat abinin söylediği Lefke’deki Osman Adil petrole uğradım. Orada çizdiği resim duvarda yapılan düzenlemeden dolayı kalmamış. Gemikonağı’nda Aygün restorandın duvarında olduğu söylendi. Aygün abiye uğradım. Aygün abi de konuyla ilgiliydi. Kendi mekânına değil de yandaki binaya çizdiğini söyledi. Fakat orası da tamire uğradığı için resim kalmamış. Çukur Galif’te çizdiği söylendi. Oraya uğradığımda yaşayan öyle bir çizime rastlamadım. Mehmet Direk’le konuştuğumda Şuayip’in komşularının evinin duvarına da resim çizdiğini fakat ev el değiştikten sonra kaldırıldığını söyledi. Evet, şimdilik Şuayip’in Lefke’de Direk Otel’in kahvesinin duvarındaki resimden başkasına rastlamadım.

Tabi bir de Lefke’de vefat ettiği (boğulduğu) için kabrini merak ettim. Bu merakım bir az da yaşını öğrenmem ve ölüm tarihini kesinleştirmek içindi. Lefke Kabristanlığı’nda Şuayip’in kabrini buldum. Nazim Beratlı hocamızın babası Necmi dayının kabrinin yanında gömülüdür Şuayip. Kabir taşında da aşağıdaki kabir yazısı bulunmaktadır:

“Şuayip Resimci

1948-30.5.1998

Ruhuna Fatiha

Yaptıran dostları”.

Şuayip’in soy ismi Resimci miydi? Orasını öğrenemedim. Her kes Şuayip diye hatırlar. Anlaşılan resim çizdiği için soy ismi yerine Resimci yazılmış. Yoksa gerçek soy ismi Resimci midir?

Bir karışık durumumuz daha var: Kahvedeki resmin altında çizim tarihi olarak 31.5.1998 yazılıdır. Kabir taşında ise ölüm tarihi 30.5.1998’dir. Anlaşılan kabir taşlarındaki tarihte bir “yanlış hatırlama” var…

Evet, Lefke’de iz bırakan Şuayip Resimci’nin hikâyesi budur. Tabi ki çok ayrıntılar dinledim, değişik bakışlar yakaladım. Ama onlara girmiyorum, bu anlatımla yetiniyorum.

Şuayip Resimci’yi Allah rahmet eylesin. Ne güzel ki Lefke’den geçmiş, ne güzel ki resimleriyle iz bırakmış Lefke’de…    

    

 


[1] Rifat Müdüroğlu ile 21 Mayıs 2021 tarihinde yaptığım yazışma.

[2] Mehmet Direk’le 22 Mayıs 2021 tarihinde yaptığım görüşme.

 503 23-05-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni