"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Gaziveren’de Osmanlıca Bir Kabir Taşı

Gaziveren’de öğrencilerim ve arkadaşlarım var. Bu köyü ziyaret etmeyi çok severim. Köyle, buradaki arkadaşlarımla, Gaziverenspor Kulübü’yle, 1964 olaylarıyla ilgili bazı izlenimlerimi daha önce yayınladığım bir çalışmada yazdım[1]. Ama köklü geçmişi olan Gaziveren’le ilgili yazılacakların bir sonu olmaz. Böylece Gaziveren yazılarıma bir not eklemek istiyorum.

*           *           *

Yukarıda bahsettiğim “Gaziveren Ateş-Kes Anlaşması” isimli yazıyı hazırlarken farklı günlerde Gaziveren’e uğradım. Konunun şahitleriyle konuştum. Bolca vakit geçirdim. Bu ziyaretlerim sırasında köyde iki kabristanın olduğunu fark ettim: Gaziveren Mezarlığı ve Niyazi Öztoprak Kabristanlığı. Röportaj yapacağım arkadaşı beklerken bir gün zaman bulup Lefke-Güzelyurt yolunun yakınlığında bulunan Gaziveren Mezarlığı’nı inceledim. Yazılı kabir taşlarından kabristanın çok da eski olmadığı görülüyordu; Tabi ki eski usul (yazısız, kabrin başına yerin belli olması için konan dere taşları) yazısız kabir taşlarını saymazsak. Çünkü onlardan tarihi çözmek çok zor... Hatta daha sonra eski öğrencim Buğra Mercan’a sorduğumda, kabristanın bir kısmının Gaziveren Spor Kulübü binasının altında kaldığını da öğrenecektim. Anlaşın kabristanın daha eski kabirleri ve kabir taşları günümüze ulaşma “şanslarını” kaybetmişlerdi…

Kabristanı dolaşırken batı yönünde Osmanlıca yazılı bir kabir taşı dikkatimi çekti (tespit ettiğim kadarıyla kabristandaki tek Osmanlıca kabir taşıydı). Eski yazılı Osmanlıca kabir taşlarına meraklı olduğum ve literatüre kazandırmak istediğim için taşın resmini çektim. Onu da söyleyeyim, daha önce Taşpınar Mezarlığı’nda da Osmanlıca yazılı bir kabir taşına rastlamış ve onu okuyarak kayda geçmiştim[2].  

Evet, kabir taşının resmini çekip eve döndüm. Eve gelip bilgisayara yüklediğimde akşama doğru çekildiğinden resimlerin net çıkmadıklarını gördüm...

Sonraki gün Lefkoşa’dan dönerken hanımla beraber kabristanı tekrar ziyaret ettik. Hanım sağ olsun eski yazılı kabir taşını sildi, temizledi, resmini çekti. Böylece okumayı yapıp bitirdik...

Mezar taşında şu bilgiler yer almaktadır:

  1. Hüve’l-bâkî - [Baki olan o (Allah)’dur],
  2. Gazîverânlı Hasan
  3. kızı Fâtma hânım
  4. 27 Ağustoz sene 1936
  5. târîhinde yigirmi yâşında
  6. pek genç oldiği hâlde
  7. bu fânî dünyâya gözlerini
  8. yummuşdur
  9. Ruhu içun fâtiha.

Sonraki günlerde kabir taşında ismi geçen ve genç yaşta vefat eden Fatma hanımla ilgili bilgi edinmek istedim. Sağ olsun, Lefke Avrupa Üniversitesi'nden mesai arkadaşım ve Çamlıköy’den rahmetlik Sıtkı hocamın oğlu Hüseyin Mahmutoğlu hocam bana yardımcı oldu:

“Hocam, kabir taşında ismi geçen Fatma Hanım dedemin, yani annemin babası Halil’in kız kardeşidir. Halamdır. Annem Fatma halamızın adını taşımaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere kabir taşında ismi geçen Hasan da büyük dedemizdir.

Gaziveren Mezarlığı’nda bulunan Hasan Halil Gündüzler de dayımdır ve büyük dedemizin ismini taşırdı.

Büyük dedemiz Hasan genç yaşta vefat etmiş. Dedem Halil, kardeşi Hüseyin ve Fatma halam öksüz büyümüşler. Dedem ve kardeşlerini büyük ninemiz büyütmüş. Fatma halam da 20 yaşında elim bir hastalığa yakalanarak vefat etmiş. Allah rahmet eylesin.”[3]

*           *           *

Kabir taşları toplumların sosyo-ekonomik ve kültürel değerlerini yansıtan tarihi kaynaklardır. Geçmişi bugüne ve geleceğe taşıyan maddi ve manevi değerlerdir.  Tarihimize sahip çıkmak adına bize de bu kabir taşlarına sahip çıkmak düşer…

 

[1] Elnur Ağayev, Bir Zamanlar Lefke, Lefkoşa 2020, s. 144-160.

[2] Ağayev, a.g.e., s. 76-82.

[3] 31 Ekim 2021 tarihinde Hüseyin Mahmutoğlu ile yapılan yazışma.

 632 17-05-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni