"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Lefke’den Mektub

Lefke’den bir mektup var. Yoksa “bir”i karıştırmadan sadece Lefke’den mektup var mı yazsaydım? Çünkü Lefke’den yazılan mektuplar bir değil ki. Ama tabi ki “bir mektup” yazmamın sebebi var, çünkü burada mektupların birisinden bahsedeceğim. Şimdi yazdığım bu “Ermeni budak cümlelerimle”[1] konuyu karıştırdım galiba. Hangi mektuplardan bahsediliyor, kim yazmış, kime yazmış, ne yazmış?

Öncelikle kafanız hemen özel mektuplara gitmesin. Onu bir kere yaptım ve o bir kere yapılır: Daha önce bir çalışmamda isim vermeden Lefke’den bir sevgi/aşk mektubunu paylaşmıştım. Amacım şahıslar değil, Lefke kültürünün bir parçası olduğu için o mektuba kitabımda yer vermiştim. İlgiyle karşılandığını da fark ettim. Tabi ki şahısların özellerine, hatıralarına saygıyı göstermeyi de ihmal etmemiştim.[2]

Burada ise başka mektuptan bahsedeceğim: Lefkelilerin veya Lefke’den dönem gazetelerine gönderilen mektuplardır konumuz. “İlim ve irfân” aşkı yüksek olan Lefke’den farklı dönemlerde gazetelere gönderilen mektuplar çok fazladır. Mektuplar genelde Lefke’de yaşanan eğlencelerden, bayramlardan, bahçelerde yaşanan sorunlardan, Lefke’deki vakıfların durumundan, kaza ve katl olaylarından, madende yaşananlardan bahseder. Aslında bu mektupların bazılarını daha önce hatırlatmıştım.[3] Burada da aslında farklı bir şey yapmayacağım. 20. Yüzyılın başlarında Lefke’den yazılan bir mektuptan bahsedeceğim. Ama sadece mektup deyip geçemeyeceğiz çünkü Lefke’nin dönemin sosyo-kültürel tarihine ışık tutacak bir mektuptur bu… Onu da söyleyeyim, şimdi mektup, mektup deyip sizi öyle uzun bir mektup beklentisi içine de sokmayayım. Kısa ama içinde çok ayrıntıları barındıran bir mektuptan bahsediyorum…

*           *           *

Mektup Lefke’den Lefkoşa’da yayınlanan Mirât-ı Zamân gazetesine gönderilmiş ve gazetenin 15 Teşrinievvel [Ekim] 1906 tarihli 207. sayısında yayınlanmış.[4] Şimdi Mirât-ı Zamân gazetesi ile ilgili de fazla değil “iki kelime” yazmama müsaade edin. Bilelim de makale ne tür bir gazetede yayınlanmış.  1900-1910 yılları arasında yayınlanmış bir “Osmanlı Gazetesi” olan Mirât-ı Zamân gazetesi Jön Türk yanlısı yayın yapan bir gazeteydi. “Gazetenin sayılarında özellikle dikkat çeken haberler: ada Rumları ve onların en büyük destekçileri Yunanistan ile ilgili haberler, adanın yöneticisi olan İngilizler ve adada yayınlanan bir Türk gazetesi olan Sünûhât’la rekabetidir”. Şimdilik bu kadar not bize yeter. Fazla bilgi edinmek için kaynak vereyim.[5]

Peki, gönderilen mektubu kim yazmış, kim göndermiş? Mektubun altında isim verilmediğinden şimdilik yazarın “ilim ve irfân” sahibi bir Lefkeli olduğunu tahmin edelim. Ama tabi ki ileride Mirât-ı Zamân gazetesine yoğunlaşınca Lefke’de bu gazeteye muhabirlik yapanın da ismini mutlaka aşkarlayacağız. İsim önemli mi? Tabi ki önemli. Bu tarihi izi bize kimin bıraktığını bilmemiz gerekmez mi? En doğal hakkımız bu. Ve tabi ki yazarın da hakkını teslim etmemiz, saygımızı göstermemiz için gerekiyor bu. Eeee, ayrıca da Jön Türklerle “iş tutan” Lefkeliyi/Lefkelileri tanımak da önemlidir, belki ileride birisi Lefkeli Jön Türkler konusunu ayrıntılı çalışır…

Artık mektuba geçe biliriz. Mektup şu cümleyle başlıyor:

Nâil olduğumuz galibiyetden dolâyı bir eğlence tertîb olunması bi’l-umum Lefke ahâlisi tarafından taleb idilmiş…”

Ha, şimdi ilk cümleden itibaren kafada sorunlar oluşmaya başlıyor. Bi’l-umum yani tüm Lefkelileri eğlence tertip etmeyi talep etmeye iten galibiyet, zafer ne acaba? Soru bir, cepte. Cevabını sona bırakalım. Lefkelilerin eğlence kültürüne bir az bakalım.

 Önce eğlence için yapılan hazırlıklara nazar salalım. Lefke çarşının durumu ne acaba? Eğlence için Lefke’de Çarşamba gününden hazırlığa başlanmış ve eğlence Cuma gecesine kadar devam etmiş. Lefke çarşısı baştanbaşa mersin dallarıyla süslenmiş, fener ve kandillerle donatılmıştır. Çarşının değişik mahallerine Osmanlı bayrakları asılmış. Evet, Lefke çarşısı baştanbaşa süslenmiş, bugün bayram kutlamalarında olduğu gibi ama semboller bir az farklı. Bugün bayram kutlamalarında gördüğümüz Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrakları, Atatürk resimleri, çelenklerin yerini o gün Osmanlı bayrağı, mersin dalları, fener ve kandiller almış…

Müziksiz eğlence mi olur? Olmaz tabi ki. Müzikli eğlence için bir saz ekibi de Güzelyurt’tan çağrılmış. Biliyorum, şimdi 1906 yılında yazılan bir mektuptan bahsederken Güzelyurt ismini kullandığıma göre bazı dostlar bu yaklaşımıma “mız”[6] koyacaklardır. Onları mı kıracağım. Mektupta geçtiği şekliyle Omorfo’dan celb olunan ince bir sâz tâkımı” ifadesini kullanayım o zaman.  Saz ekibinin yanında müzikten keyif almak için bir de kahvehanelere gramofonlar getirilmiş. Gramofondan yükselen müzikle halk sevinçlerini açık şekilde ilan etmektedir.[7] Yine bugünle bir karşılaştırma mı yapsak? “Saz tâkımı”ndan ve gramofondan bugün bir iz kalmamış Lefke eğlencelerinde. Bazı evlerde ve müzelerde izlerine rastlanıyor… Eee, modernleşme bu, bıraktırır mı izler? Süpürür götürür hepsini. Şimdi modernleşmeye karşı da insafsızca davranmamam lazım. Tabi ki modernleşmenin teknoloji yönünü kullanacağız, işimizi çok kolaylaştır ama geleneklerimizi ve gelenekselciliğimizi de unutmayacağız. Bugün Lefke eğlencelerinde, bayramlarında müzik dedik mi Hüseyin [Emel] Beyin alanlara kurduğu müzik ve ses yayın cihazları, Nazım Ced hocamızla yaptığı ifalar akla gelir. “Lefke sevdalısı ve müzik insanı” Kazım Özalp hatırlanan diğer önemli bir isimdir. Ve ayrıca Lefke Belediyesi’nin Halk Dansları Ekibi’ni de görmemezlikten gelemeyiz. Halkın gelenek-göreneklerini yaşatarak çok güzel sunumlar yapıyorlar halk eğlencelerinde. Büyük bir alkışı hak eden ekiptir…     

Konumuza dönecek olursak, haberin devamından anlıyoruz ki, Lefkeliler yalnız başına eğlenmiyorlar, özel adamlar gönderilerek civar köylerden de “ahali-i İslâmiye” bu eğlenceye davet edilmişler ve onlar da Lefkelilerin sevincine ortaktırlar. Nasıl da ortak olmasınlar. Daha “geçen gün” oy kullanmak için 68 köyden insanlar Lefke merkeze gelmek zorunda kalmışlardı. Tabi ki seçim sevincine, zaferine de ortak olacaklardı.[8] Aha, galiba ağzımızdan lafı kaçırmış olduk. Yoksa Lefke’deki eğlencenin nedeni bir seçim zaferi midir?           

  Artık ağzımızdan lafı kaçırdık, oradan yürümemiz lazım. Lefke’de bahsedilen eğlencenin nedeni bir seçim zaferidir. Bu seçim konusunu açmak için makaledeki şu cümleden yola çıkalım:

“… o akşâm Lefke’de içtima iden binlerce ahâli-i İslâmiyenin yek âvâz olarak Pâdişâhım çok yaşa, Yaşasûn vatan, yaşasûn Şevket Bey nidâları ayyuka çıkârılmış”.

Yani o akşam Lefkelilerin sesi tek ağızdan “Pâdişâhım çok yaşa”, “Yaşasûn vatan” ve “yaşasûn Şevket Bey” diye yükseliyormuş. Biliyorum, eski yazılarımdan haberdar olanlar diyecekler, “şimdi Elnur hoca yine başlayacak Lefkelilerin padişahçılığından, Abdülhamitçiliğinden, Osmanlıcılığından”.[9] Yok, yok, bu sefer yapmayacağım bunu. Lefkelilerin ve dostların samimiyetine güvenilip bir kere yapılır o. Şimdi sadece betimlemelerle konuyu geçiştireceğim.

Lefkelilerin bir ağızdan seslendirdikleri ve yukarıda italik yaptığım kavramlardan sonuncusu, yani “yaşasûn Şevket Bey” Lefke’deki eğlenceyi açıklamak bakımından önemlidir. Bu düşünce diğer italik yaptıklarımın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ada geçici olarak İngilizlere devredilse de uzun yıllar “Pâdişâhım çok yaşa”, “Yaşasûn vatan” , “Yaşasûn Osmanlılar” sedası adada eksik olmamıştır tabi ki. Ama “yaşasûn Şevket Bey” ifadesi yeni duyulmaktaydı. Nedeni mi? Ekim 1906 yılında Kıbrıs’ta Kavanin Meclisi azalığı için seçim yapılmıştı. Seçim sonucunda Kavanin Meclisine 9 Hıristiyan [Rum] aza ve 3 Müslüman [Türk] aza seçilmişti. Bu 3 Müslüman azadan biri de Mehmet Şevket [Bodamyalızade] beydi.[10] Ayrıca Mehmet Şevket Bey Lefke’nin de dâhil olduğu 1. seçim bölgesi olan Lefkoşa/Girne bölgesinden seçilmişti. Yani Lefkeliler seçim bölgelerinden kazanan Mehmet Şevket Bey için sokaktalar, eğlencedeler ve “yaşasûn Şevket Bey” diye seslerini yükseltmekteler…

Mehmet Şevket Beyin önemini benim vurgulamama gerek yok. İcraatıyla Kıbrıs Türk tarihinde izler bırakan ve yerini alan bir değerdir. Şahsıyla ilgili yazılanlar vardır, okumanızı öneririm.[11]

… Konuyu tamamlarken biz özlü cümleyi de yazmama izin verin: Başkasını bilmem ama ben Lefke’de tarihin peşindeyim…

Mirât-ı Zamân gazetesinde yayınlanan mektup:

“Mektûb

Lefke’den:

Nâil olduğumuz galibiyetden dolâyı bir eğlence tertîb olunması bi’l-umum Lefke ahâlisi tarafından taleb idilmiş olmağla Çârşenbe günü tertibâta mübâşeret olunarak Cum’a gicesine kadar Lefke çârşûsu serâpâ mersin dallarıyla ve birçok fenâr ve kanadil ile tezyin idilerek çârşûnun müteadid mahallerine rekz olunan Osmanlı bayraklarıyla tezyinane hitâm virilmiş ve Omorfo’dan celb olunan ince bir sâz tâkımı ve müteadid kahvehanelere getirilen ğramofonlarla saat dörde kadar ğayet pârlak sûretde ilân-ı şâdmânî idilerek civâr kurrâ ahâlisi dahî husûsî adamlar gönderilerek davet olunmuş ve o akşâm Lefke’de içtima iden binlerce ahâl-i İslâmiyenin yek âvâz olarak Pâdişâhım çok yaşa, Yaşasûn vatan, yaşasûn Şevket Bey nidâları ayyuka çıkârılmış. İşte bütün vatandaşlarımızın şerefine olarak tertib olunan şu eğlencenin cidden misli görülmemişdir. Cenabı- Hakk ve feyyaz-ı mutlak milletimizin saadet ve meserretini dâim eylesun.

(Mirât-ı Zamân)

Lefke ahâl-i İslâmiyesinin hissiyât-ı milliye ve vataniyeleri cidden şâyân-ı tebrikdir. Bu gibi fedâkârân milletin vucûdlarıyla fahr idiyoruz.”

 

[1] Fikri net olmayan, karışık olan cümleler için biz Azerbaycanlılar “Ermeni budak cümlesi” tabirini kullanırız. Bilmem bu tabirin kökü nereye dayanıyor ama yerleşmiş bir kere.

[2] Bkz.: Elnur Ağayev, Güzelim Lefke, Lefkoşa 2018, s. 128-135.

[3] Bkz.: Elnur Ağayev, Lefke Tarihinden Sayfalar, Lefkoşa 2019, s. 37-49.

[4] “(Mektûb) Lefke’den”, Mirât-ı Zamân, numero 207, 15 Teşrinievvel 1906/27 Şaban sene 1324, sahife 5.

[5] Orhan Turan, Tarihten Günümüze Kıbrıs Türk Basını (1879-2009), Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2013, s. 40-44.

[6] Azerbaycanlılarda işi beğenmeme, eksik yönünü arama, bahane üretme için kullanılan bir deyimdir “mız” koymak”

[7] Lefke’de ve Lefke’deki kahvehanelerde gramofon konusunu daha önce yazdığım için o konuya yeniden girmiyorum. Bkz.: Elnur Ağayev, Lefke Tarihinden Sayfalar, Lefkoşa 2019, s. 63-76.

[8] Lefkoşa’ya bağlı 4 nahiyeden biri olan Lefke 1906 Kavanin Meclisi azalığı seçiminde 68 köye seçim merkezliği yapmıştı. Bkz.: The Cyprus Gazette (Extraordinary), no. 865, 13th September 1906, p. 5991.  

[9] Konuyla ilgili bkz.: Elnur Ağayev, Güzelim Lefke, Lefkoşa 2018, s. 105-112; Lefke Tarihinden Sayfalar, Lefkoşa 2019, s. 48-49.

[10] Diğer seçilen Müslüman azalar Mustafa Hami (Mağusa/Larnaka) ve Hacı Veli Efendizade Mehmet Ziyai’dir. Bkz.: Meltem Onurkan Samani, Kıbrıs’ta Bir Sömürge Kurumu: Kavanin Meclisi (1882-1931), Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2007, s. 350.

[11] Örnek olarak bkz.: Ahmet An, Kıbrıs’ın Yetiştirdiği Değerler, Akçağ yayınları, Ankara 2002, s. 208-214.

 361 29-06-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni