"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Ey, Ahâli-i Ulemâ…

Sonuç cümlemi başa koyayım ki yazıyı sona kadar okumak istemeyenler zamanlarını gerçekten boşa harcamasınlar ama başlamışken derdimi de azından kısaca anlamış olsunlar:

Ey, ahâli-i ulemâ, resmi olarak bildiriyorum: Benim, yazar arkadaşım tarafından birkaç defa atıflanan aşağıdaki künyede bir Yüksek Lisans tezim yoktur. Yani atıf da alsa böyle bir tezi ne yazdım, ne de yayınladım. Sadece hayal ettim, sonra da sadece kısa bir özet hazırladım. O kadar. Vallahi, billahi, o kadar. Künye şudur:

Ağayev, Elnur; “Azerbaycan’daki Gelişmeler ve Türkiye İle İlişkileri (1918-1939)”, Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı: Doç. Dr. Murat Hatipoğlu, Ankara, 2000.

*           *           *

Bundan sonraki kısmını zamanı olup yazıyı sonuna kadar okumak isteyen ve dolayısıyla derdimi, konuyu gerçekten anlamak isteyenler için yazıyorum.

Yüksek Lisans tez konusunu seçerken yukarıda künyesini verdiğim başlıkta bir tez konusu seçtiydim. Şimdi tam da hatırlamıyorum bir buçukluk mu, iki sayfalık mı, biraz daha fazla mı bir öneri hazırlamıştım. Sonra hocamın önerisi ile benim de çok ilgi duyduğum Sovyet ideoloji etkisinde tarih eğitimi ve tarih yazımı konusuna yöneldim. Öneriyi unuttum bile.

Ben unuttum ama o özet bir yolla sanal ortama yansıdı. Belki de okulun sayfasında vardı, oradan erişildi, bilemiyorum.

Ben Yüksek Lisans tezimi Sovyet ideoloji etkisinde tarih eğitimi ve tarih yazımı konusunda yaptım.

Yıllar sonra bir telefon aldım. Bir arkadaşım düşündüğüm ve hazırlamadığım teze benzer konuda doktora tezi yazıyordu. Benim de o kısa özetimi görmüş. Konuyla ilgili geniş konuştuk ve konuşmamızın sonunda benim öyle bir Yüksek Lisans tezimin olmadığını söyledim, olayı da kendisine anlattım. Konunun kapandığını düşünüyordum.

Arkadaş doktora tezini yaptı. O da ne? Benim olmayan tezimle ilgili bir paragraf vardı tezinde. “Tezim” kritik yapılıyordu. Allah, Allah, olmayan bir tezin kritiğini ilk defa görüyordum.

Yıllar geçmiş, şimdi tam da hatırlamıyorum ama galiba bunun üzerine arayıp arkadaşa benim böyle bir Yüksek Lisans tezimin olmadığını tekrar söyledim. Gözden kaçmıştır, sonraki çalışmalarında dikkat etsin diye. Ok. Bitti mi?

Bitmedi. Arkadaş daha sonra tezini kitap olarak yayınladı. Doğrusu kitabına ulaşamadım. Umarım orada da olmayan tezim eleştirilmiyordur. Ama tahminim orada da kritiğim yapılıyordur. Çünkü arkadaşım tezinden sonra konuyla ilgili yayınladığı Türkçe bir makalede de aynı paragrafı tekrarlıyordu. Allah, Allah…

Vallah, billah, konuyu unuttuydum.

Geçenlerde atıflarımı tararken karşıma bir İngilizce makale çıktı. 2021 yılında yayınlanmış. Aynı arkadaşımın. Türkçe yetmemiş, bir de İngilizce atıf almışım ve aynı zamanda kritik.

Ya Hu, bu neden böyle oluyor diye kendi kendime sorup durdum. Baktım ki okuduğum okulun sitesinde de Yüksek Lisans tezim aynı isimle kayıtlı. Yaptığım gerçek tez ise listede yok. Anladım ki arkadaşım buradan güç almış.

Okulumu arayıp durumu anlattım, sağ olsunlar kısa süre sonra doğrular yerine kondu. Yazdığım gerçek tezin ismi okul sitesine işlendi. Umarım artık bundan sonra Fransızca, Almanca, Rusça makalelerde yapmadığım tezimle anılmam, atıflar almam.

Okulumdan yanlışı düzelttim ama arkadaşımın yayınlarından yanlışı düzeltme şansım yok. Bir kere yayınlanmışlar. Belki bu duyurum yeter. Umarım yeter…

Tarihe yanlış notla düşülmek istemem. Olmaz da ama olur da bir gün birileri bizimle ilgili bir şeyler yazmağa kalkışır, yazıktır, debelenmesin…

Arkadaşımı çok seviyorum, çok saygım vardır, hiçbir sorunumuz olamaz ama tarihe not düşmek başka bir şey olmalı…

Duyurulur…

Doç. Dr. Elnur Ağayev

22.05.2022

 171 22-05-22

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni