"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Güzel İnsan: Maarif Teymur

… Doktora tezimi yazarken Azerbaycan’daki arşivlerde çalışmam gerekti. Ankara’da oturup Sovyet dönemi Azerbaycan tarih yazımı ve tarih ders kitapları üzerine çalışmak pek mümkün olmayan bir iştir. Bundan dolayı da zaman ayırıp Bakü’ye gittim. Kesin tarihini hatırlamıyorum ama 2007 yılından önce olmalı. Azerbaycan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü ve Bakü Devlet Üniversitesi’nin arşiv ve kütüphanelerinden sonra sıra Azerbaycan Devlet Arşivi’nde çalışmaya geldi. Azerbaycan’da ilk defa arşivde çalışacaktım ve doğrusu orada nasıl çalışıldığını bilmiyordum. “Derdimi” yetkiliye anlatınca önce bir mektup getirmem gerektiğini söyledi. Ama Türkiye’den mektup getirmem zor bir işti. Kimi bulacaktım, kim yardım edecekti. Yetkili durumumu anlayınca Maarif Teymur’a uğramamı ve onun bana yardım edebileceğini söyledi. Yetkilinin daha önce sorduğu “haralısan?” (nerelisin?) sorusuna verdiğim yanıtın da bu yönlendirmede etkili olduğunu daha sonra anlayacaktım.

Üst kata çıkıp sorarak, Salman Mümtaz adına Azerbaycan Devlet Edebiyat ve İncesanat Arşivi müdürü Maarif Teymur’un odasını buldum. Odada kimse yoktu. Ama odaya girince gözüme ilk takılan masanın üstündeki Şəfəq dergisi oldu. Lenkeran’da yayınlanan bu derginin babam sayesinde takipçilerinden sayılırdım. Aklıma gelen ilk soru şu oldu: Maarif muallim yoksa “biz taraftan mıdır?” J

Bir az sonra Maarif muallim geldi. Beni çok samimi karşıladı. Karşımda güleryüz, hoş sima, ilk bakıştan insanda olumlu izlenimler uyandıran bir şahıs duruyordu. Çekingen halimle derdimi anlattım. Sovyet dönemi Azerbaycan’ında eğitim, özellikle de tarih eğitimiyle ilgilendiğimi söyledim. Hemen geliyorum deyip dışarı çıktı ve dönüşünde Azerbaycan Arşivi dergisiyle döndü. Bana derginin iki sayısını hediye etti. Derginin bu sayıları Sovyet dönemi Azerbaycan’ın eğitim hayatıyla ilgiliydi (Dergi hala kütüphanemdedir). Daha sonra uğradığında yeni kaynaklar vereceğini de söyledi. Doğrusu sözünü de tuttu. Sonraki günlerde Ankara’ya dönmeden önce uğradığımda Azerbaycan’da yayınlanan ders kitapları ile ilgili çeşitli kaynaklardan topladığı bilgileri bana verdi.  

Ama göz ucuyla da olsa benim Şəfəq dergisine baktığımı fark etmiş. Bu fark ediş bize yeni bir konuşma alanı açtı. Dergiyi takip ettiğini ve beğendiğini söyledi. Masallı’nın Erkivan köyündeki Ağ mektepte okuduğundan, yakında o mektepte bir törene katıldığından bahsedince “biz taraftan” olduğunu anladım. Muhabbete girişince şair olan babamı tanıdı, değişik görevlerde bulunan komşularımı tanıdı… Maarif Teymur’la tanışlığımız böyle başladı…  

Bir gazetede yayınlanan yeni araştırmasını gösterdi. Daha sonra, geçen yüzyılın başında Lenkeran aydınlarının Hindistan’a bir dergiye gönderdikleri mektuptan bahsetti. Onun üzerine yazı yazmağa hazırlanıyordu. Yazdı mı? Doğrusu takip edemedim.

Hoş muhabbetten sonra yanından ayrıldım…

Yukarıda da ifade ettiğim gibi Ankara’ya dönmeden önce yeniden yanına uğradım. Bana konuyla ilgili değişik kaynaklar verdi…

Konuşmalarından Türkiye, buradaki muhacirlerle de ilgilendiğini his ettim. Ankara’ya dönüş yolundayken hava alanına beni yolcu etmek için Azizbeyov metro istasyonuna (şimdi galiba Koroğlu istasyonu olmuş) kadar geldi. Ben de ona Ankara’da Azerbaycanlı öğrenciler olarak yayınladığımız Azerbaycan’ın Sesi dergisinin 3 sayısını hediye ettim…

… Bir ara Ankara’ya geldi. Telefonlaştık ama sıkı bir programı olduğu için buluşamadık…    

17 Ocak 2008 tarihinde Azerbaycan’da yine arşive yolum düştü. Bazı kaynaklara ihtiyacım vardı. Daha doğrusu Azerbaycan Tetkik ve Tetebö Cemiyeti üzerine makale yazmak istiyordum. Cemiyet’in arşivi Azerbaycan’daki arşivdeydi.

Arşiv denince aklıma Maarif muallim geldiği için ilk olarak yine onu ziyaret ettim. Yine aynı samimiyeti gördüm. Çalışmalarımla ilgilendi, yaptığı çalışmalarından bahsetti. Azerbaycan Tetkik ve Tetebö Cemiyeti’yle ilgilenmemi olumlu buldu. Çalışılması gerektiğini söyledi. Cemiyetin arşivini edinmeme yardımcı oldu.

Mehmet Emin Resülzade’nin yakın arkadaşı, Ankara’da Azerbaycan muhacirlerinin önemli simalarından olmuş ve bir süre önce vefat etmiş Mehmet Kengerli’nin arşivinin peşinde olduğunu söyledi. Hatta Kengerli’nin kendi arşivini Azerbaycan’daki arşive hediye ettiğine dair daha önce yazıp Maarif muallime verdiği bir notu da bana gösterdi. Ve notun bir kopyasını bana da verdi ki, Ankara’da ailesine ulaşıp konuyu görüşüp kendisine haber vereyim. Fakat Ankara’ya dönüşümde Kengerli’nin ailesine ulaşamamış ve Maarif muallime yardımcı olamamıştım. Daha sonra bu işi çözdü mü diye de soramamıştım…

Arşivde çalıştığım sırada bir seferinde telefon açıp beni acil yanına çağırmıştı. Yanında genç bir bayan vardı. Bizi tanıştırdı. Genç bayan Amerika’dan gelmiş ve Sovyet döneminde Sovyetlerin Azerbaycan’daki farklı etnisitelere uyguladığı politikaları çalışıyordu. Maarif muallim, benden ona yardım etmemi istiyordu, çünkü bayan tarihçi Talış bölgesine gidip saha çalışması yapmak istiyordu. Doğrusu bayan tarihçiyle yakından ilgilenemedim, fakat bölgede konuyla ilgili görüşebilecek aydınlar konusunda kendisini bilgilendirdim. Tarihçi bayanın sonraki çalışmalarından haberim olmadı…

Son görüşümüzde Maarif muallimin yanından ayrıldığımda, Halide Alizade’nin yazdığı ve Maarif muallimin redaktörlüğünü yaptığı Halkının Velisi, Milletin Sesi kitabını imzalı olarak hediye etti…

…Uzun süredir Maarif muallime ulaşmaya çalışıyordum. Arşivde bazı belgelere ihtiyacım vardı. Ama Maarif muallime ulaşamıyordum. Uzun süredir ağır hastaymış, haberim olmamış. Dün vefat haberini duydum. Çok üzüldüm. Allah rahmet eyledin, mekânı cennet olsun…

Maarif Teymur’u güleryüz, hoş sima, babacan bir insan olarak tanıdım. Arşivde araştırmacılara yardım eden bir insan olarak tanıdım. İyi bir araştırmacı olarak tanıdım… Bu güzel insan hafızamda hep öyle kalacaktır…

11 Ekim 2016

 228 02-04-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni