"Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

 

Habib hocam

Hayatını Türk dünyasının ve bu dünyanın önemli bölümünü teşkil eden Kıbrıs Türklerinin halk kültürü tetkiklerine adamış kıymetli ilim adamı Prof. Dr. Habib Derzinevesi’ni (29.10.1944-09.09.2021) bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin payitahtındaki Lefkoşa Kabristanlığı’nda toprağa verdik. Yoksa Türk kültürü sahasında bulunan Azerbaycan Türklerinin ifadesiyle “torpağa tapşırdıq” mı deseydim? Niye mi? Çünkü o bir “Türk oğlu, Türküm” dese de aynı zamanda Azerbaycan Türküydü.

*          *          *

Tebriz’de başlayan, Türkiye’de devam eden ve yıllarca hizmet ettiği Kıbrıs’ta son bulan bir yaşam. Kendini Kıbrıs tetkiklerine adayarak burayı yurt edindi. Ve burada toprağın koynunda yatmak istedi…

Habib hocanın hep ismini duydum, çalışmalarını okudum, yaptığı tezleri takip ettim. Kendisiyle bir defa, geçen yıl Kıbrıs Türk Edebiyat Tarihi kitabının tanıtımında şahsen tanışma şansım oldu. O da çok kısa. Kıbrıs Edebiyatının iki duayen ismi, kıymetli hocam Gülgün Serdar ve Habib Derzinevesi arasında oturmak kolay olmaması gerek. Bir kere denk gelmişti artık. Ben İran’da yaşayan Azerbaycanlılar dedim, Habib hocam Azerbaycan Türkü dedi, ben Tebriz deyince o Tebriz Türkü dedi, Türk oğlu Türk dedi…

*          *          *

Malûm, Covid 19’dan dolayı son dönemde kabristanlıklarımız sık sık uğrak yerlerimiz oldu. İnanç dünyamızın coğrafi anlamda doğusuna doğru gittikçe cenaze törenleri daha sarsıtıcı oluyor. Daha geçen gün Lefke Kabristanlığı’nda “kardeş, seni böyle mi görecektim” ağıtını söyleyen bacıya dayanamamış, gözyaşı dökmüştüm. Bu gün de “baba, bizi bağışla” diyen gencin İran şivesiyle kelimeleri ağzından, boğazından dökülüşüne dayanamayıp hüngür hüngür ağladım. Ağladım ama ağlarken de bu ananenin, gelenek-göreneğin yaşatılmasının kültür bağının devam ettirilmesi bakımından önemli olduğunu düşündüm. Covid 19’un sadece insanımızı, sevdiklerimizi değil, ananelerimizi, gelenek-göreneklerimizi de götürdüğünü fark ettim…

*          *          *

Doğduğu topraklardan uzaklarda yaşayan, orada vefat eden ve oralarda gömülenler için gurbet kelimesini kullanırız zaman zaman. Doğrusu bu anlamda gurbette gömülenlerin törenlerinde kalbim çok ağrıyor. Doğduğun toprak aguşuna seni beklerken sözünü tutmamak gibi geliyor bana bu davranış. Bugün çok ağrındım. Ama Habib hocam için Kıbrıs’ı gurbet kabul edemeyiz. Çünkü o doğduğu toprağı İran’la sınırlamamış, Türk dünyasının her köşesi olarak belirlemişti.

*          *          *

İslam inancına göre vefatından sonra amel defteri kapanmayan üç kimse vardır: sadaka-i câriye, istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat sahibi olanlar. Bu anlamda Habib hocamızın amel defterinin kapanmadığına inanıyorum. Bıraktığı değerlerin ona sevap kazandırmaya devam edeceğine inanıyorum.

Allah Habib hocayı rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Sevenlerinin ve yaslı ailesinin başı sağ olsun…

13.09.2021

    

     

 229 13-09-21

  Paylaş   Tweetle   Paylaş   Paylaş   Gönder
Copyright © 2017 Doç. Dr. Elnur Ağayev | Bu sitedeki tüm görsel materyallerin hakkı saklıdır.
×
×

Avatar
Hatırla beni