• "Tarihi canlı bir savaş alanı, bir ideolojik çatışma bölgesi olmaktan kurtarmamız lazım"

Lefke'den Mektuplar XXXIV

blog-post-image
Boru mu, Boro mu? / Kitap Baskıları

 BORU MU, BORO MU?

Geçen senelerde günümüz diline aktarılan bir Kıbrıs Şer’iyye Sicili’ni inceliyordum. İlgimden dolayı olacak ki özellikle Lefke ile ilgili olan belgeler daha bir dikkatimi çekiyordu. Bunlar arasında tereke sayıları da az değildi. Terekelere yoğunlaşayım dedim. Terekeye kayıt olan kalemleri tek tek incelerken 100 yıl öncenin Lefkesinde dolaşıyordum sanki. Terekelerden birisinin bir Lefkeli kadına ait olmasından dolayı nerede ise 100 yıl öncekinin Lefke evlerinin ev eşyaları tek tek gözümün karşısında canlanıyordu…

… Aaaa, bu da ne. Boru’nun ne işi var terekede? Nasıl bir boru bu? Baya da pahalı olan bu boru da neyin nesi, su borusu mu, soba borusu mu bu?

Evet, terekede bir boru kaydı vardı ve karşısında da baya yüksek bir fiyat/değer yazıyordu… İşin içinden çıkamadım, boruyu yorumlayamadım. Tabii ki, ilk anda orijinal metine bakmak da aklımdan geçmedi…

İnip birisine bu konuyu açayım, belki de aydınlatıcı bir bilgi bulurum diye, çarşının yolunu tuttum. Çarşıda halk tarihçimiz Hakkı (dayıya) Çağlar’a rastladım. Konuyu Hakkı dayıya açtım.

“Hocam, gel anlatayım sana o işi, o boru değildir, muhakkak ki boro’dur. Okuyan yanlış okumuştur” dedi Hakkı dayı.

“Allah, Allah, boro’yu ilk defa duyuyorum. Hakkı dayı, o zaman anlat da bu boro da neyin nesidir?” diye sordum.

Hakkı dayı günümüzde konsolu tanımlarken kullandığımız ifadeleri tekrarladı nerede ise: “duvara yakın yerleştirilerek üzerine ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceleri olan, yüksek mobilya.” Çekmecelerine kadınlar kendi özel eşyalarını koyarlardı. Süslemelerini yaparlardı. Boro’nun ceviz ağacından yapılanı çok pahalı olurdu. Üzerini güzel süslemeli işlemeler kaplardı. Üstündeki ayna da çok pahalı oluyordu. Hatta eksiden durumu iyi olan Lefkelilerin o aynayı Mısır’dan sipariş ettikleri de söylenir…

Hakkı dayının bu aydınlatıcı bilgisinden sonra merak edip Lefke’de boro arayışına çıktım. Rifat (Abi) Müdüroğlu sağ olsun, sayesinde Lefke’de bazı evlerde hâlâ eski boro’ların korunduğunu fark ettim. Ne güzel…

Tabii ki daha sonra okudum metnin orijinaline de baktım. Boru ve boro’nun aynı şekilde yazıldığını fark ettim. Eeee, neymiş, metin aktarımı yaparken eski harfları bilmek yetmiyormuş, dönem kültürünü de iyi bilmemiz gerekiyormuş.

Geçen gün sevgili Hasan Karlıtaş, Lefke’de restore edilmiş ve konuk evi olarak kullanılan Dervişe - Mehmet Konağı’ndan boro resmini paylaşınca yukarıdaki anımı hatırladım…

İşte böyle, tarihte yaşamayalım ama tarihi yaşatalım…

 

Kitap Baskıları

Yargıtay eski başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’un hukuk bilgisine ve akademik üretimine saygım vardır...

... Yeni Türkiye dergisinde depocu olarak işe başlamamın ikinci yılındayım (1999 yılı olmalı). Depocu deyip geçmeyelim. Dönemin önemli düşün dergisi olan Yeni Türkiye dergisinde depoculuk yıllarım hayatımın en heyecanlı dönemiydi. Yeni Türkiye dergisi gibi bir hazineden sorumlu olmak bir keyifti benim için. Elini uzattığımda Türk Dış Politikası, Türk Dünyası, Eğitim, Yargı Reformu, Medya Özel sayıları elinin altında...

Dergide çalıştığımın ikinci yılıydı. Yazın Azerbaycan’a tatile gittiydim. Köydeyim. Telefon çaldı. Telefonda Yeni Türkiye dergisinin sahibi Güler hanımın (Eren) sesini duyuyorum: “Elnurcuğum, Sami Selçuk beyin Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne kitabından elimizde var mı? Kaç tane kalmış? Deponun hangi kısmındadır?”

Doğrusu şaşırıp kalmıştım. Sami Selçuk beyin kitabını önceki yıl basmıştık. Ve bir yıl geçmesine bakmayarak izne çıktığım gün kitabın çoğu depoda duruyordu. Nasıl bulamazlardı?

“Güler Hanım, kitaplar aynen depoda duruyor, Sami beyin kitabından depoda 1000’e yakın var. Çok fazla satılmadı ki?” diye cevap verdim.

“Elnur oğlum, onlar bitti, depoda onlar dışında başka yok mu?” diye soruyordu Güler Hanım.

Bir ay sonra tatil dönüşü olayın aslını anlayacaktım. Sami Selçuk Bey Yargıtay başkanı olmuş o sıralar ve her kes Sami beyin kitaplarını aramaya başlamış. Ben tatilden dönünceye kadar Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne kitabı da bir ay içinde dört baskı daha yapmış...

Kitap baskı işlerinin böyle tarihçeleri de vardır…